Kültürel

Hattat Mehmed Şevki Efendi

2

Türk hat sanatının güzide hattatlarından Mehmed Şevki Efendi’nin celi sülüs hatla yazmış olduğu Kelime-i Tevhid levhasını görmekteyiz.

Hüsn-i hat sanatında, sülüs ve nesih yazıya başlarken, dersler Şevki Efendi’nin hattından meydana gelen meşk kitabındaki müfredat üzerinden ilerler. Rabbi yessir duası, harfler-birleşimleri ve satır yazısından oluşan bu kitaptan ziyadesiyle istifade edilir. Hat sanatında bir mektep olan Şevki Efendi yol gösterici bir kılavuzdur. Medeniyetimize katkılarından dolayı kendisini rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Şimdi gelin kendisiyle tanış olalım.

Şevki Efendi Kastamonu Seydiler köyünde dünyaya gelmiştir. Ailesi, Şevki Efendi henüz üç yaşında iken, dayısı hattat Hulusi Efendi’nin vesilesiyle, İstanbul’a yerleşmiştir. Küçük yaşlarda Hulusi Efendi’nin tedrisatından geçip hüsn-i hattı talim ederek, on iki yaşında iken hocasından icazetini alır. Ondaki bu kabiliyet ve istidadı gören Hulusi Efendi’nin “Oğlum, yazıda her yönüyle beni geçtin, ben bu kadar öğretebilirim; bundan sonrası için yazılarını Kazasker Mustafa İzzet’e göster, onun sanatındaki inceliklerden istifade et” demesi üzerine “Dayıcığım ben sizden başka hocaya gitmem,” der. Bunun üzerine Hulusi Efendi’nin duygulanarak ‘Daima feyizyâb ol, sana ve yazdıklarına karşı herkes kıyamete kadar saf beste-i ihtiram olsun’ diye hayır duasında bulunduğu kaynaklarda nakledilir. Şevki Efendi, hocası Hulusi Efendi’yi bırakmayıp, yazıda onunla olgunlaşmayı seçmiş; yıllar geçtikçe hocasına bağlılığı, tazim ve hürmeti, hüsn-i hattaki gayret ve kabiliyeti onu bir ekol-mektep olarak hat sanatının kalbine yazmıştır.

Şevki Efendi’nin kaleminden inci gibi dökülen sülüs ve nesih hatla yazmış olduğu karalama adı verilen çalışmayı seyrinize sunuyoruz. Hattatlar bir eseri yazmaya başlamadan evvel elleri ısınsın, kalemin gönlü olsun, mürekkep kıvama gelsin diye alıştırma yaparlar. Her ne kadar bu çalışmaya karalama denilse de bu eserler bizler için paha biçilemez kıymettedir. Burada her harfin ölçüsünün kaç nokta olduğunu, açıklamalı izah ve harflerin kendine münhasır duruşunu görmekteyiz.

Şevki Efendi’nin ömrü Haseki’deki konağında geçmiştir. Burası adeta bir sanat ocağı idi. Kağıtların aharlanması, kalemlerin açılması, yazının oluşum aşamaları, kelimelerin sadırlardan satırlara doğruca aktarımı, muhabbetle demlenen çayla edilen sohbetler, iştiyakla yazılan meşkler… Tüm bunlar İstanbul beyefendisi Mehmed Şevki Efendi’nin himayesiyle Haseki’deki bu ocakta oluyordu. Sadece harfler meşk edilip kağıtlar bezenmiyordu. Aynı zamanda hüsn-i hattın disiplin ve terbiye usulüyle kalpler bezeniyor, muhabbetle hayatın meşk edilişi de talim ediliyordu. Gönülden gönüle olan bu yolda Şevki Efendi de talebelerine o feyzi haliyle aktarıyordu. Bu feyizli talebelerden en başta geleni Filibeli Bakkal Arif Efendi’dir.

Süheyl Ünver’in notlarının kaydedildiği kaynakta, dedesi Mehmed Şevki Efendi ile ilgili şöyle bir anı nakledilir1:

Hattat Şevki Efendi bir gün Hazreti Ali’nin ismini yazmış. Yazdığı yazıyı öyle çok beğenmiş ki “Ya Ali! Sen Ali olalı ismin bu kadar güzel yazılmadı” diye ağladığı duyulmuş. Süheyl Ünver devamında: “Benim de dedem gibi, baktıkça gözlerim yaşarıyor” der.

Şevki Efendi, geceleri yazı yazmaz, yatsı namazını kıldıktan sonra mumu dindirir yatardı. Sabah namazına kalkar, sonra iki saat yazı yazar, elinin açılması için karalamalar yapardı. Bu huzur dolu yuvada Kur’an-ı Kerim yazılırken, anneciği de oğlunun yazdığı Kur’an’ların kağıtlarını aharlar ve ‘bu işin de sevabı benim olsun’ dermiş. Her sabah namazından sonra bir Hilye-i Şerif yazmak adeti imiş. Kaynaklarda geçen ifadelere göre bir gece Efendimiz (s.a.s.) rüyada teşrif etmişler ve “Sana hatt-ı esrarı bildirdim,” buyurmuşlar.

Şevki Efendi yazıdan aldığı parayı hususi defterine kaydeder, kendisi ve ailesi için harcamaz, ihtiyaç sahiplerine maaş öder gibi hediye ederdi. Kur’an-ı Kerim, hilye-i şerif, çok sayıda levhalarla nice eserler veren Şevki Efendi’nin bıraktığı en kutlu miras aslında peygamber ahlâkıyla yoğrulan yüksek ahlâkıdır. Sülüs ve nesih yazıya kattığı değerle birlikte nesillere yol gösterici bir mektep oluşu da ayrıca mübarek bir mirasdır.

Gelin Mehmed Şevki Efendi’nin nesih hatla yazmış olduğu Salâten Tüncina olarak bilinen  salavat-ı şerifeyi birlikte okuyalım. Onun gibi bizim de Hz. Peygamber’e (s.a.s.) yakınlaşmamıza vesile olması duasıyla, vesselam.

 

Kapak fotoğrafı: Süleyman Berk.
1. A.Süheyl Ünver Hayatı, Şahsiyeti ve Eserleri\Ahmed Güner Sayan

Bursa Yeşil Camii

Önceki içerik

16. Allah Hayrın ve Şerrin Yaratıcısıdır

Sonraki içerik

2 Yorum

  1. Allah razı olsun.🌹

  2. Allah razı olsun.🌹

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv