Edebi-Tarihi

Nutkun Canı Vardır

0

Nutkun canı vardır derler. Ağızdan çıkan sözlerin dua mahiyetinde olduğunu bilmeli vesselam. “Ya hayır konuş ya sus!” buyurmuş Peygamber (s.a.s.). Bu konuyu başka bir sefer yine irdeleriz nasip olursa. Bu tabir için Mehmet Zeki Pakalın’ın Tarih Deyimleri Sözlüğü’ne baktığımızda “Ehlullah’ın sözleri boş değildir, onlarda başka bir ruh vardır.” anlamında kullanıldığını da öğreniriz. Öyleyse şu güzel nutka can verip can bulalım:

Hakk’ı seven âşıkların eğlencesi tevhid olur
Aşk oduna yanıkların eğlencesi tevhid olur

Durmaz isim sürer dili, sorar müdâm doğru yolu
Gerçek ere diyen belî, eğlencesi tevhid olur

İzinden ayırmaz gözünü can ile tutar sözünü
Görmeye iver yüzünü eğlencesi tevhid olur

Halkın arasından çıkar, tevhid görmeye can atar
Bülbül gibi dâim öter, eğlencesi tevhid olur

Mâl u menâlin terk eder, ehl u ıyalin terk eder
Hâl ile kâlin terk eder, eğlencesi tevhid olur

Dünyâ vu ukbâ perdesin, ardına atar cümlesin
Ko mâsivâ eğlencesin, eğlencesi tevhid olur

Mısrî’ye uyan kişinin, gider çürüğü işinin
İçindeki can kuşunun, eğlencesi tevhid olur

Niyazi Mısrî, Divan’ında Hakk âşıklarını ne güzel de anlatmış. Âşık ol kimseymiş ki ne yapsa ne etse eğlencesi tevhid olur imiş. İsimde takılı kalmaz daima aslını arar imiş. Emre amade bekler, sevgili ne buyursa can u başla bir dediğini iki etmez, nutkunun hakkını verir imiş. İsimlerden geçip daima Hakk’ı arar, neyi var neyi yok terk eder, gülünden ayrı düşmüş bülbül gibi yanık yanık öter, sevgilinin izini sürer imiş. Hâlden de kalden (sözden) de geçer, O’ndan gayrı ne var ne yok terk eder, can kuşunun (ruhunun) eğlencesi tevhid olur imiş.

Yani âşık ol kimseymiş oturması kalkması, uykusu uyanıklığı, yemesi içmesi, gezmesi tozması hep O’nu (sevgiliyi) hatırlatır imiş. Neye baksa, nereye dönse O’nu (sevgiliyi) görür imiş. Sormuşlar Mecnun’a:

“Sen kimsin, ismin nedir?”

“Leyla!”

“Nereden gelir nereye gidersin?”

“Leyla’dan Leyla’ya!”

“Aç mısın tok musun?”

“Leyla!”

Velhasıl, sağa baksa Leyla, sola baksa Leyla. Öyle doluymuş ki Leyla ile, köyünün köpeğine bile muhabbet besler olmuş. “Leyla! Leyla! Leyla!” diye diye Leyla’dan geçme faslını aşmış, Mevla’yı bulmuş.

Adamın biri namaz kılıyormuş. Âşık önünden geçmiş. Adam selam verince kızmış: “Sen nasıl önümden geçersin ben Allah’ın huzurunda iken?” Âşık cevap vermiş: “Ben kendimde değilim, farkında bile değilim önünden geçtiğimin. Hakikaten huzurda olsan, o muhabbeti tahsil etsen fark edemezdin önünden geçtiğimi.” Eğlencesi tevhid olan hakiki âşıklardan olabilmek duasıyla, İsmail Garibullah’tan mülhem olarak:

Sahte muhabbetlerden geçip Hakk’a gidelim,
Cemâli bâ kemâle seyredelim.

 

LÜGATÇE
Müdâm: Daima.
Belî: Arapça evet, hay hay anlamına gelen bu kelimeye burada eyvallah anlamı verebiliriz.
İvmek: Acele etmek.
Mâl ü menâl: Mal mülk.
Ehl u ıyâl: Aile, çoluk çocuk.
Kâl ehli: Sadece sözde kalan, söylediklerini fiile geçirmeyen.
Dünyâ vu ukbâ: Dünya ve ahiret.
Mâsivâ: Allah’tan gayrı her şey.

Acil Moda Tasarımcısı Aranıyor!

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv