Güncel

Osmanlı İlmiye Sınıfında Giyim

0

Osmanlı Devleti’nde ilmiye sınıfını; hukukçular, eğitimciler, din adamları, hadis, fıkıh, kelam gibi ilimlerle uğraşanlar oluşturmaktadır. Kazasker, şeyhülislam, müderris ve kadılar bu gruptandı. Görevleri ise; ülke içinde adaleti sağlamak, mesleki ve dini eğitim vermek, yargı görevlerini adil bir şekilde yerine getirmekti.

Osmanlı ilmiye sınıfına ait kıyafetleri; başlık, dış giyim, iç giyim olarak üç ana başlık altında inceleyebiliriz.

BAŞLIK

Osmanlı döneminde iklim şartlarından korunmak, sosyal sınıfı ifade etmesi ve hiyerarşinin bir simgesi olmasından dolayı en alt kademeden en üst mevkiye kadar bütün erkekler başlık kullanmışlardır. Ulemada baş giysisi olarak en çok  “börk” ve “örf” ün kullanıldığı görülmektedir. Börk; ulemanın etrafına tülbent sardığı iç başlıktır. Kaliteli malzemeden yapılan ve beş yaprak olarak da tabir edilen beş parçadan dikilir ve kırmızı renktedir. Örf ise bu kırmızı renkteki börklerin veya takke, fes gibi başlıkların üzerine sarılan ve pamuktan üretilen tülbentlere verilen isimdir. İlmiye sınıfının başlığını tamamlayan bir diğer unsur ise “taylasan”dır. Sarığın, omuz arasına veya omuzun üzerine sarkıtılan kumaş ucuna taylasan denilirdi. Hz. Muhammed (s.a.s.) Efendimizin sarık sardıktan sonra iki omuz arkasına sarkıttığı rivayetleri de vardır. Bu sebeple ilmiye sınıfında da taylasan sünnet olarak uygulanmıştır. Ulemada baş aksesuarı olarak kullanılan bir diğer parça da “serbent”dir. Yüksek ulemanın, törenlerde sınıfını göstermek veya cenaze merasimlerinde yaslarını simgelemek için sarıklarına sardıkları veya iliştirdikleri siyah bez parçasına serbent adı verilirdi.

DIŞ GİYİM

İlmiye sınıfında ulemanın en çok tercih ettiği dış giyim kıyafeti “cübbe”dir. Cübbe pratik bir boyut ve nitelikte olan bir giysi türü olduğu için ulema tarafından ders, fetva veya mahkemelerde rahatlıkla kullanılabilmekteydi. Arkası önünden az da olsa kısa olan, kanatları birbiri üzerine konularak kapatılabilen, kışın kaşmir, yazın da softan kumaştan imal edilen bir elbise türüdür. Ulemada tercih edilen bir diğer giysi ise şeyhülislamların, padişahın huzuruna çıkarken veya merasimlerde giydikleri, beyaz su samuru kürkünden ve softan mamul edilen bir kıyafettir ki ona da “ferve-i beyza (beyaz kürk)” denmiştir. Beyaz kelimesi bu kıyafeti giyen şeyhülislamlara ithafen; günahtan kaçınmış, günahtan kirlenmemiş, çok temiz manasında kullanılmıştır.

Son olarak ele alabiliceğimiz bir medrese dış giyimi ise “aba”dır. Genellikle medrese öğrencilerinin giydiği, keçe kumaştan dikilen, önü açık şekilde kullanılan bir kıyafet türüdür. Keçe, gösterişsiz ve düşük maliyetli bir kumaş olması sebebiyle, yalnızca medrese öğrencilerinin değil düşük gelirli halkın da giyimlerinde sıkça kullandığı bir kumaştır. 

İÇ GİYİM

İlmiye mensuplarının en çok tercih ettiği alt iç giyim türü ise “elifi” ismi verilen ağı oldukça düşük şalvarlardır. Cübbelerinin altına ise; entari veya mintan adı verilen, genellikle bele kadar düğme ile açılarak alttan giyilmeye uygun olan, kolları uzun, bileklere kadar uzayan bölgelerde manşetlerle daraltılmış, kimisi bele, kimisi de ayak bileğine kadar uzanan bir üst giyim içliği giyerlerdi. Genellikle önünün açılmaması ve kullanım rahatlığı açısından içliği belden bir şal veya kuşakla sıkıştırır; üstüne cübbe, aba veya mevsimine göre herhangi bir üstlük kullanmayı tercih ederlerdi. Kuşaklar enli bir kumaştan yapılmış olup, kıyafetten farklı bir renkte bele birkaç tur dolanarak sarılıp, uçları araya sıkıştırılarak veya tercihen de aşağıya doğru sallanacak şekilde kullanılmıştır.

Osmanlı ilmiye sınıfının minyatürleri incelendiğinde, müderrislerin veya bazı ulema büyüklerinin boyunlarında şal, kaşkol veya peştemal tarzında bir aksesuarın yer aldığı da görülmektedir. Bu o zamanın bir kıyafet normu olarak düşünülebileceği gibi, ulemanın tasavvufi neşvesine de işaret olabilmektedir. Çünkü kimi ulema fıkhi eğitiminin yanı sıra, manevi eğitimi için zamanın önde gelen şeyhlerinin meydanlarına da devam etmiştir.

Son olarak kıyafet olmamasına rağmen ulemanın giyimini tamamlayan bir aksesuar olarak “asa”dan bahsetmeden geçmeyelim. Osmanlı döneminde medreselerde şeyhülislamlar, kadıaskerler, bazı ulema ve müderrislerin asayı bazen bir aksesuar olarak, bazen de ihtiyaca binaen sıkça kullandıkları görülmektedir. 

Bu bilgiler ışığında Osmanlı döneminde ilmiye sınıfının kıyafetlerine bakıldığında, Hz. Muhammed’in (s.a.s) giyim şeklinin örnek alındığını söyleyebiliriz. Efendimizin özellikle övdüğü veya giyilmesi konusunda tavsiyede bulunduğu bir giysi söz konusu değilse de geleneksel olarak ilk hil’atın Muhammed aleyhisselamın hediye ettiği bürdesi olduğu ve bilhassa rahatlığı bakımından “cellabe” adı da verilen bol ve geniş kıyafetler tercih ettiği bilinmektedir. Efendimiz’in beyaz rengi sevmesi de ilmiye sınıfında bu rengin hakim hale gelmesinin en önemli sebeplerindendir. Bütün bunlar göz önüne alındığında Osmanlı döneminde ilmiye sınıfının kıyafet normunun kendiliğinden ortaya çıkmadığı görülmektedir.

Özel Gereksinimli Çocuklar ve Toplum

Önceki içerik

Amelinin Meyvesi

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arşiv