Türk Devletlerinin Asya’nın içlerine yayılması ile Asya’nın Türk Yurdu haline geldiği dönemde Orta Asya’da adı, sözü geçen iki büyük Türk devletinden bahsetmiştik. Bunlar Uygurlar ve Karluklar idi.
Uygurların yerleşik hayata uygun maniheizm inancı ile tanışması ile durumlar değişmeye başladı. İnancın içerisinde et yemeyi ve savaşmayı yasaklayan öğretiler olması Uygurları zayıflatmış, diğer yandan başka bir Türk boyu olan Kırgızların istilacı süvari ordularına yenilmeleri Uygurları devletsiz bırakmış. Bu durum Uygurları tekrar bir çatı altında toplanacakları lideri seçmeye yönlendirmiş.
Güçlü ve saygın bir lider olan “Arslan Kara Han” ayakta kalan Türk boylarını kanatları altında toplayarak yeni bir medeniyet inşasına girişmiş ve kendisini Türk dünyasının “Büyük Kağan”ı ilan etmiş. Liderler değişse de 370 yıl boyunca Türkler ikinci birlik girişiminin kahramanı, ilk liderlerinin ismi olan Karahan olarak anılmış.
Aslan Karahan, Seyhun Nehri ile yıkılan Uygur Devleti’nin batısını içine alan bölgeyi hakimiyeti altına alarak Karahanlı Devleti’nin sınırlarını çizmiş, 43 yıl gibi bir süre devletini Türk töresine ve nizamına uygun şekilde başarıyla yönetmiş.
Bu dönemde, Doğuda, Talas mağlubiyetinden sonra itibar ve güç kaybeden Çin, geçici bir süre tehdit olmaktan çıkmış. İçe dönen Çin ticari ve teknolojik adımlar atmış. Batıda ise Sasaniler Abbasilerin kontrolü altında girmiş.
200 yıl Arap hakimiyeti altında yaşayan Sasani Devleti, Abbasilerin zayıflaması ve Sasani topraklarında otorite boşluğunun oluşmasıyla “Saman Hüda” önderliğinde Samani devletini kurmuş. Yani Sasani devleti baskı altında geçen yıllardan sonra, varlığını Samani devleti olarak sürdürmeye devam etmiş. Samani devleti vücuda gelir gelmez Karahan Türkleri için tehdit oluşturmaya başlamış.
İleri görüşlü bir lider olan Arslan Kara Han, güçlenen Samani devletinin ilerleyişini gözlemleyerek, Maveraünnehir’i sınırlarına dahil etmiş ve Samanilerin sınırlarını bu bölgeye kadar genişletmesini ve yerleşmesini engellemiş (880).
Aslan Karahan’ın ölümünden sonra (883) oğullarının henüz tahta oturmamaları sebebiyle ortaya çıkan boşluktan yararlanmak isteyen Samaniler Bazır Han’ın merkez seçtiği Taraz ele geçirmiş. Karahan’ın oğulları ise yönetimi devralır almaz şehri geri almak yerine, başka bir şehri merkez yapmış.
O sıralarda Aslan Karahan’ın oğlu Bazırhan’ın 12 yaşlarında olan oğlu Satuk Han, İslamiyet ile tanışmış ve çok etkilenerek küçük yaşta İslamiyet’e geçiş yapmış.
Satuk Han’ın küçük yaşlarda İslam oluşu ile ilgili tarihi kaynaklarda çeşitli bilgiler mevcut. Bir sonraki yazımızda sizlere Satuk Han’ın İslam oluşu ile ilgili, kaynaklarda geçen çeşitli rivayetleri aktaracağım.
Yaşı küçük olmasına rağmen ferasete sahip olan Satuk, İslami bir yönetim ile devletin yönetilmesini gerektiğine kani olmuş. Bu bilince vardığı andan itibaren uzun zaman bunu nasıl yapması gerektiğini planlamış ve yaklaşık 25 yaşlarında, amcası Oğulçak Han’a ve babası büyük kağan Bazır Han’a meydan okuyarak yönetime geçmek için sefer hazırlıklarına başlamış.
Satuk Han, kendisini destekleyen boylardan ve emrine verilen Karahanlı askerlerinden oluşan ordusuyla Fergana’ya doğru ilerleyerek amcası Oğulçak Han’ın ordularıyla karşı karşıya gelmiş. Satuk Han savaşı kazanmış ve amcası Oğulçak Han’ı savaş meydanında öldürerek ülkenin Batı kanadını hakimiyeti altına almış.
Otoritesi zayıflayan ve güçsüz bir orduya sahip olan Bazır Han, oğlu Satuk’a karşı Çin’den yardım talep etmiş. Çin’den destek gelse de kaçınılmaz son yaşanmış ve Satuk Han savaş meydanında babası Bazır Han’ı öldürerek hükümetin başına geçmiş. Ve Türk geleneği olan ‘kendine unvan verme’ merasimini gerçekleştirerek, “Satuk Buğra” adını almış.
Yönetime geçen Satuk Buğra Han hükümdarlığın kabulü ve itaat sorunları ile karşılamış. Bazır Han’ın ordusunda görev alan Çiğil boyu, oldukça kalabalık olan Yağma boyu ve tam anlamıyla Karahanlı hakimiyetini kabullenmemiş olan Oğuzlar, Satuk Buğra Han’a biat etmediklerini açıklamışlar. Bunun üzerine Satuk Buğra Han, ülkenin doğusunda yaşayan bu boyların yaşadığı şehirleri zapt ederek hakimiyetini kabul ettirmiş.
Satuk Buğra Han devleti İslam ahlakı ve kurallarına göre yeniden şekillendirmiş. 31 yıllık hakimiyet döneminde halkı zorlamadan, mecbur bırakmadan İslam’ı kabul etmeye davet etmiş. Bu davet, kabul görerek kitleler halinde İslamiyet’e geçişler başlamış. İslamiyet Samaniler ve Abbasiler ile iyi ilişkiler kurulmasına vesile olmuş.
Doğuda Çin tehdidi ortadan kalkmışsa da ülkenin Kuzeydoğu bölgesinde yaşayan Moğol kökenli Karahıtaylar coğrafyayı Karahanlı Devleti’nin doğu topraklarını içine alacak şekilde genişletmek için taarruza geçmiş.
Satuk Buğra Han da ordularını hazırlayıp Karahıtayların üzerine sefer düzenlemiş ve devlet sınırlarına girmelerini engellemiş. Fakat ilerleyen yaşı sebebi ile, yaşının getirdiği hastalıklar sefer dönüşü Satuk Buğra Han’ı ata dahi binemeyecek duruma getirmiş. Satuk Buğra Han, askerleri tarafından taşınarak ülkesine geri dönebilmiş.
Hastalıkla 1 yıl kadar mücadele etse de 995 yılında hayata gözlerini yummuş. Satuk Buğra Han’ın vefatından sonra töre gereği ülke yönetimine büyük oğlu Musa Beytaş geçmiş.
Bir sonraki yazımızda dünyada kırılmaya sebep olan Karahanlılar dönemine, yükseliş ve İslamiyet’in yayılışı ile devam etmeden önce Satuk Buğra Han’ın İslam oluşu ile ilgili kaynaklarda geçen rivayetlere değineceğiz.
Peki bu rivayetler nelermiş?

Yorumlar