Bugün, şarkılarında kimi zaman güldüğümüz kimi zaman da içten içe hüzünlendiğimiz bir isimle yakından tanışacağız. 7’den 77’ye herkesin sevdiği bir isim. Türkiye’nin ve adam olacak çocukların Barış Abi’si; Mehmet Barış Manço.
Rikkat Uyanık ve İsmail Hakkı Manço çiftinin ikinci çocuğu olan Mehmet Barış Manço, 2 Ocak 1943 tarihinde, Üsküdar Zeynep Kâmil Hastanesinde dünyaya geldi. II. Dünya Savaşı yıllarında doğduğu için ailesi Mehmet Barış adını vermiştir. Türkiye’de ilk Barış ismini alan kişidir. Müziğe Galatasaray Lisesinde başlayan sanatçı, Şişli Terakki Lisesinde eğitimini tamamlamıştır. Yüksek öğrenimini Belçika Kraliyet Akademisinde, “resim-grafik-iç mimari” alanında tamamlamış ve okulunu birincilik ile bitirmiştir. Müziğe olan düşkünlüğü ilerleyen yıllarda da devam etmiştir.
1970 yılının Kasım ayında, o güne kadar ağırlıklı olarak batı enstrümanlarını kullanan Manço, “Dağlar Dağlar” adlı plağını yayınladı. Barış Manço’nun gitarı ve kemençe sanatçısı Cüneyd Orhon’un kemençesi ile kaydedilen şarkı, Barış Manço’nun sadece rock ile sınırlı kalmayan kendi müzik tarzının başlangıcı oldu. 700.000’den fazla satan “Dağlar Dağlar” plağı, Manço’ya Platin Plak Ödülü’nü kazandırdı. Sayan Plak tarafından verilen ödülü sinema oyuncusu Öztürk Serengil, İstanbul Fitaş Sineması’nda Manço’nun bir konseri esnasında takdim etti.
Türkiye’de rock müziğin öncülerinden, Anadolu Rock türünün kurucularından birisidir. Bestelediği 200’ün üzerindeki şarkısı, kendisine on iki altın ve bir platin albüm ve kaset ödülü kazandırdı. Bu şarkılar daha sonra Arapça, Bulgarca, Felemenkçe, Almanca, Fransızca, İbranice, İngilizce, Japonca ve Yunanca olarak yorumlandı. 1991 yılında devlet sanatçısı unvanını aldı. Aynı yıl Hacettepe Üniversitesi onursal doktora unvanını almıştır.
Sıra dışı kıyafetleri, kocaman yüzükleri, bıyıkları, uzun saçları, el kol hareketleri ve mimikleri ile tüm Türkiye’nin ve dünyanın değeri olmuştur.
Barış Manço’ya göre, Türkiye’nin de bulunduğu konumun kesin bir sınırlaması yoktur. Türkiye, doğudan bakıldığı zaman batıda, batıdan bakıldığı zaman da doğudadır.
Her ülkede şarkıları sevilmekle kalmayıp dilden dile gönülden gönüle dolaştı. Kongo’daki 12-13 bin kişinin katıldığı konserde “Domates Biber Patlıcan”ı söylerken, Kongoluların koro halinde şarkıya eşlik etmeleri şarkının evrenselliğini ortaya koymaktadır. Bu konuya başka bir örnek de Mısır’da yaşanmıştı. Barış Manço, Mısır Televizyonu’nda canlı yayında Dağlar Dağlar’ı Arapça söylemişti, bu programın sonunda Mısırlılar sokağa döküldüğü gibi, program da defalarca tekrarlanmıştı.
1943 yılından 1999 yılına kadar geçen 56 yıllık hayatı boyunca biz Barış Manço’yu hep üretirken ve dünyaya barış gelir ümidi ile çalışırken gördük. Derdini şarkılara dökmüş bir isim Barış Manço. SEN GÜLÜNCE GÜLLER AÇAR GÜLPEMBE, Dağlar Dağlar, Dönence, Yaz Dostum, Halil İbrahim Sofrası, Can bedenden Çıkmayınca, Kol Düğmeleri ve daha niceleri… Özellikle çocuk şarkıları ile çocukların gönüllerine taht kurdu.
Çocukları için en büyük öğüdü, yaptıkları işin en iyisini severek yapmaları gerektiğidir. Çocukları için tek kaygısının “adam gibi adam”lık konusunda olduğunu dile getiren Barış Manço, çocuklarının hangi mesleği yaparlarsa yapsınlar, tornacı bile olsalar, insanların “Doğukan usta, öyle bir vida sıkar ki başka türlü sıkar” denmesini arzu ettiğini söylemektedir. Aslında bu öğüdü sadece kendi çocukları için değil adam olacak tüm çocuklar içinde geçerlidir.
Şimdi Z KUŞAĞI diye adlandırılan çocuklarımız toplumdan dışlanıyormuş gibi. Halbuki her çocuk güzel ve özeldir. Bakmasını bilene, yetiştirebilene.
Barış Abi, biz 90 kuşağı çocuklarını her pazar sabahı ekrana kilitledi. Kimi zaman ıspanak yemeye teşvik etti, kimi zaman büyüklere çocukların dilinden “Bize pırıl pırıl bir dünya bırakın!” mesajı iletti. En çok da diş fırçalıyor musun sorusu ile karşılaşıyorduk hepimiz. Ya da “Arabanın neresinde oturuyorsun sen? Arkada oturuyorsun di mi?” sorusuna 10 puan vermesi ile sevdik belki de. Eminim o dönemin ÇOCUKLARI iple çekiyordu program saatini. Adam Olacak Çocuk başlayacak ve ekranda Barış Abi’yi hayran hayran izleyecektik ama o da ne bir bardak ballı sütü annelerimizin el çabukluğu ile bir dikişte içmişiz. Akşam bir tabak ıspanak yemişiz, güçlenmişiz. Bunlar hep Barış Manço sevgisinden.
En büyük arzusunun ansiklopedilerde yer almak olduğunu söyleyen ve “Barış Manço Müzesi” kurmak isteyen Manço, “20. yüzyılda yaşamış, o yüzyıla damgasını vurmaya çalışan bir Türk’üm, 20. yüzyılın Türk müziğini yapıyorum” demektedir. Uluslararası Teknoloji Ödülü, Japonya Uluslararası Kültür ve Barış ödülü, Belçika Krallığı Leopold II. Şövalyesi nişanı, Fransız Kültür Bakanlığı Edebiyat ve Sanat Şövalyesi nişanı, Türkmenistan Cumhurbaşkanlığı; Türkmen Vatandaşlığı ödülleri kazanmıştır.
Barış Manço, 1999 yılında 31 Ocak’ı 1 Şubat’a bağlayan gece, geçirdiği kalp krizi sonucunda hayata veda etmiştir. Bıraktığı sayısız eserler ve tınısı ile hasretle yâd ederek, gelecek nesillere emanet edelim usta sanatçının nasihatini; İnsanın öğrenmesi gereken ilk dil tatlı dildir.
En sevdiğim şarkısı ile veda eder, sevgi ile tüm çocukların ellerinden öperim. Vesselâm.

içindeki çocuğu diri tutanlara selam ola…
barış ağabeye ve tüm iyi atlara binip göçenlere rahmet ola…
topraktan güzel kokan ne ola…