Sümbül Sokak

Efendimize Tutunmak

0

Hayatlarımızda tefekkür, tedebbür vakitlerinin derinleştiği Rebiulevvel ayına hazırlanıyoruz. Her türlü esmanın tam mazharı, Allah’ın rahmetinin bizlere açtığı kapanmayan kapımız, sebebi necatımız Efendimiz’in teşrifi ile şereflendiğimiz ay olan Rebiulevvel’e.

Vakitler sahip oldukları ilahi tecelli ve ikramlar ile birbirine üstündür. Rebiulevvel ayı da hiç şüphesiz bu zamanların en seçkinidir. Allah Teala alemlere rahmet olarak seçtiği Efendimiz’le bizi bu ayda buluşturmuştur. Böylelikle kendisiyle kullar arasındaki kopmayacak olan bağ, Resulullah ile örülmüştür. O’na yakınlaşmak varlığın hakikatine doğru adımlamak, yaratılış gayesini keşfetmeye yol almak anlamını taşır. Resulullah’a duyulacak muhabbet; içerisinde marifetullaha dair bilgiyi, bilgi de ahlakı iktiza edeceğinden bu mevsimde zihinleri tazelemek bir anmanın ötesinde bizleri ilahi kavrayışa sevk eden yönleriyle düşünülmelidir.

Efendimiz aleyhissalâtü vesselâmın hayatını merkeze alarak, niyetlerimizi O’nun kastettiği gaye doğrultusunda ortak bir hedefte buluşturma niyetiyle yerine getirdiğimiz ve adına sünnet dediğimiz tüm davranışlar bilgiyi ahlakla, gücü adaletle, sevgiyi sorumlukla tamamlayan ve dönüştüren bir hayat tarzını inşa eder. Çünkü Peygamber Efendimiz önceki yüzyıllarda yaşayıp vazifesi yalnızca vahyi tebliğ etmek olan  zamanla kayıtlı bir şahsiyet değil varlığın anlamını, yaratılışın gayesini kendisinde toplayan külli bir hakikattir. Böylece biz O’na ve onun sünnetine tabi oldukça zatında tecelli eden hakikatin kendi hayatlarımızdaki yansımalarına, değiştirici ve dönüştürücü yönlerine şahit kılınırız. Bu bizi taklitten tahkike yürüten en kolay ve kesin yoldur.

Aklımızın sınırlarında iman ve inkar arasında dolaşırken bizleri bilebildiklerimiz ile ahlaki ve hakiki gayelerle buluşturan bir kurtuluşa tutunuruz O’na uymakla. Öyle ki O’nun adını anmak bile bizi muhabbetullah ve muhabbet-i Resulillah ile buluşturur. Adını andığımızda dillerimizden dökülen salât u selamlar ile kalbimiz Allah’a ve Resulüne müteveccih kılınır, ruhumuz maddi manevi kirlerinden arınır, kalbimizin kapıları ilahi rahmet tecellilerine aralanır; ruhumuz O’nun ruhuyla irtibatlı hale gelir.

Sünbülzade Vehbi bir naatında Peygamberimiz’de zuhur eden hakikate, bu hakikate tabi olan ashabın yüceliğine, sünnete ittibanın bizi dönüştürecek kuvvesine, Efendimiz’e salat uselam getirmenin ruhlarımızı O’nun ruhuyla aşina kıldığına işaret eder. Sizlerle bu naatı da paylaşmak isterim.

Saçın ve’l-leyl, rûyun ve’d-duhâdır yâ Resûlallah,
Cemâlin mihr-i burc-ı ıstıfâdır yâ Resûlallah

Saçların Kur’an-ı Kerim’deki “Leyl” sûresini, yüzün ise ” Duhâ” sûresini hatırlatır. Senin güzelliğin, Allah’ın seçtiği kulların göğünde parlayan güneştir Ya Resulallah.

Zemine düşmese cây-ı aceb mi sâye-i kaddin,
Vücûdun pertev-i nûr-ı Hudâ’dır yâ Resûlallah

Boyunun gölgesi yere düşmese buna şaşılır mı? Çünkü senin varlığın Allah’ın nurunun bir yansımasıdır ya Resulallah.

Hitâb-ı izzet-i “Levlâk”a mazhar zât-ı pâkindir,
Zuhûrun bâdî-i arz u semâdır yâ Resûlallah

Senin temiz zatın “Levlâke levlâk lema halaktü’l-eflâk” hitabına mazhar olmuştur; senin zuhurun yerin ve göğün yaratılış sebebidir ya Resulallah.

Hayât-efzâ olur dil-teşne-i sahrâ-yı isyâna,
Zülâl-i şefkatin âb-ı bekâdır yâ Resûlallah

Günah çölünde susuz kalmış gönüller senin şefkat pınarınla yeniden hayat bulur. Senin merhametin ab-ı hayattır ya Resulallah.

Serâpâ âl ü ashâbın hidâyet âsumânında,
Nücûm-ı lem’a-pâş-ı ihtidâdır yâ Resûlallah

Senin Ehl-i Beytin ve ashabın, hidayet göğünde parlayan yıldızlar gibidir ya Resûlallah.

Sadîk-ı yâr-ı gârın Hazret-i Sıddîk ez-cümle,
Ser-efrâz-ı gürûh-ı evliyâdır yâ Resûlallah

Mağara arkadaşın Hazret-i Ebû Bekir, velîlerin en yücesidir ya Resûlallah.

Adâlet-pîşe, hayr-endîşe ol Fârûk-ı A’zam kim,
Cihânda pîşvâ-yı etkıyâdır yâ Resûlallah

Hazret-i Ömer adaletiyle ve hayırlı düşüncesiyle şu cihanda takva sahiplerinin önderidir ya Resûlallah.

Şehîd-i kâtib-i Furkân Osman İbn-i Affân hem,
Münevver-tal’at u kân-ı hayâdır yâ Resûlallah

Hem Kur’an’ın kâtibi hem Kur’an’ın şehidi Hz. Osman da nurlu yüzlü ve haya hazinesidir.

Süvâr-ı Düldül-i zü-Zülfikâr ol sıhr-ı mümtâzın,
Der-i ilm-i ledünnî Murtazâ’dır yâ Resûlallah

Düldül’e binen, Zülfikâr’ı taşıyan seçkin damadın Hz. Ali, ilm-i ledünnün kapısıdır ya Resûlallah.

Hasan zâtında ahsen hem Hüseyn ol sıbt-ı müstahsen,
Tarâvet-bahş-ı hâk-i Kerbelâ’dır yâ Resûlallah

Torunlarından Hz. Hasan güzelliğin timsalidir; Hz. Hüseyin ise Kerbelâ toprağına can bahşetmiştir.

Dü âlemden gınâ verdi bana sermâye-i aşkın,
Gubâr-ı âsitânın kimyâdır yâ Resûlallah

Senin muhabbetin bana iki cihandan üstün olan zenginliği verdi. Eşiğinin tozu benim için iksir-i azamdır ya Resûlallah.

Sıfahân sürmesini gözden çıkardım, aynıma almam;
O hâk-i pâkin kuhl-i rûşenâdır yâ Resûlallah

İsfahan’ın meşhur sürmesini artık gözüme çekmem; senin mübarek makber-i şerifinin toprağı gözümün nurudur ya Resûlallah.

Meded bu kemterîn-i ümmetin Vehbî-i âsînin,
Şefâattir suâli, bir gedâdır yâ Resûlallah

Hakîr kulun Vehbî senden meded ister. Onun tek isteği senin şefaatindir ya Resûlallah.

Anı bî-behre redd etmek ne mümkündür ki dergâhın,
Usât-ı mü’minîne mültecâdır yâ Resûlallah

Onu eli boş çevirmek nasıl mümkün olabilir? Çünkü senin kapın günahkâr müminlerin sığınağıdır ya Resûlallah.

Salât ile selâmım ravza-i cennet-misâlinde,
Vezân olmakta hem-râh-ı sabâdır yâ Resûlallah

Salât u selâmlarım, sabah rüzgârına arkadaş olup cennet gibi ravzana ulaşmaktadır ya Resûlallah.

Ne güzel söylemiş değil mi? Biz de amin diyelim. İşte içinde olduğumuz bu kutlu zaman, Rebîülevvel; insanın yaratılış gayesini, vahyin anlamını ve Peygamber Efendimiz’e yakınlaşmakla bahş olunacak ahlâkı yeniden tefekkür fırsatı olarak düşünmemiz gereken, nübüvvetin inşa edici hakikatine kulak verdiğimiz bir zamandır. Eriştirene hamd olsun.

Sokrates’in Ölümü

Önceki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir