Edebi-Tarihi

Uygurlar

0

Uygurlar bir devlete sahip olmadan önce Orta Asya’nın kuzey bozkırlarında Asya Hun Devleti’ne bağlı olarak, Orhun ve Selenga nehirleri boyunca yaşamışlar. Kuzey Türklerinden biri olan Uygurlar, 9 Oğuz boyundan gelmişler.  Bu sebeple kaynaklarda daha çok Dokuz Oğuzlar ya da Uygur Tölesleri olarak anılmışlar. Tölesler, Kuzey Türkleri olarak tanımlanmış.

Uygurların Beyi olan İlteber’den,  627 de yüz bin kişilik Göktürk ordusunu mağlup etmesi sebebi ile Çin kaynaklarında övgüyle bahsedilmiş.

İkinci Göktürk Devleti kurulduğu yıllarda bağımsızlığını koruyan ve Çin ile müttefik siyaseti gütmeye devam eden Uygurlar, 717’de Bilge Kağan tarafından mağlup edilerek Göktürklere tabi olmuşlar.

Egemenlik altına girmek istemeyen birlikleri, özgürlüklerini yakalayacakları anın peşini kovalamışlar. Ve Göktürk kağanı Ozmış’ı  öldürerek bağımsızlıklarına ulaşırken, İkinci Göktürk Devletinin de yıkılışına sebep olmuşlar.

II. Kök Türk Devleti’nin son dönemlerinde Basmiller ve Karluklarla birleşen Uygurlar 744 de kendi siyasi varlıklarını oluşturmuş oldular. Karluk Beyi Sol Yabgu, Uygur Beyi ise Kutluk Bilge Kül Kağan unvanı alarak büyük kağan olmuş.

Altaylar’dan Mançurya’ya kadar tüm Doğu Göktürk topraklarında sağlanan hakimiyet Kül Kağan döneminde pekişti ancak Kül Kağan’ın hakimiyeti 747’de vefatı ile son buldu.

Kül kağan’ın vefatı sonrasında başa geçen Moyen-Çur, komşu Türk boylarına seferler düzenleyerek onları yönetimi altına almış ve ülke sınırlarını genişletmiş. Moyen-Çur, Uygurları yücelten ve Uygurlara tarihin en parlak dönemini yaşatan kağan olarak tarihe geçmiş, hatta taş abidelere işlenmiş.

Moyen-Çur tahta geçtiğinde ise Çin’de büyük çalkantılar yaşanıyormuş. Batı Göktürklerinin yıkılmasıyla iç Asya’da varlığını sürdüren Türk beylikleri, birlikte hareket edemedikleri için zayıf düşmüş ve Çin tarafından topraklarına el konulmuş.

Bu sırada Arap İslam Devleti’nde Emevi Dönemi son bulmuş, yerine Abbasiler hakimiyeti ele geçirmiş. İslamlaşmayan bir kısım Türk toplulukları Abbasilerin iktidara gelmesi ile müslüman Araplar ile yakın ilişkiler kurmaya başlamış. Sınırlarını doğuya genişleten Abbasiler ile Göktürk topraklarına hakim olan Çin sınır komşusu haline gelmiş.

Bu sırada  yıkılan Türgiş devletinden geriye kalan Kara Türgişler, Çin’in müttefiki olarak kalmak şartıyla bağımsızlığını koruyabilmişler. Çin’li komutan Gao Hsien-Çi, Türgiş Kağanı Bahadır Tudun’u haksız yere öldürtüp mallarını yağmalayınca, Bahadır’ın kaçmayı başaran oğlu, Araplardan yardım istemiş. Yardım isteğini kabul eden Abbasi Horasan Valisi, büyük bir orduyla Kara Türgişlerin başkenti Taşkent’i muhafaza etmek amacıyla yola  çıkmış.

Zor durumda kalan Çin imparatoru Uygur hükümdarı Moyen-Çur’dan yardım talep etmiş. Moyen-Çur talebi kabul ederek harekete geçmiş. Hatta bu sebeple imparatoru kızını Moyen-Çur’a eş olarak vermiş. Bu durum, Türk-Çin ilişkilerini güçlendirmiş gibi gözükse de işler arka planda farklı seyretmeye başlamış.

Uygur devletinin sol yabluğunda olan Karluklar, Türgişlerin talebine cevap veren Abbasilerle görüşerek ittifak kurmuşlar. Bu ittifaka Yağma ve Çiğil Türkleri de katılmış.

Bir tarafta Çin’in yardım talebini kabul eden Uygur hükümdarı Moyen-Çur, diğer tarafta Araplar ile ittifak kuran Uygurların sol yabgusu Karluklar Talas nehri yakınlarında (Kırgızistan) karşı karşıya gelmişler. 751 Talas Savaşı olarak geçen bu olay tarihte Çin, Türk ve Arap halkları için büyük bir öneme sahip olmuş.

Olayın detayları ise şu şekilde:

Çin ordusu saflarında yer alan Türkler (Karluk, Yağma, Çiğil, v.b.) savaşın başlamasından sonra yer değiştirerek Çin ordusunu arkadan kuşatmış ve Çinlilere darbe vurmuş. Sayıca güçlü olan Çin ordusu, ağır darbe karşısında mücadeleyi sürdürmekte zorlanmış. Beş gün süren mücadelenin sonunda Çin mağlup olarak geri çekilmek zorunda kalmış.  Çinliler bu olay ve sonrasında çıkan iç isyanlar sebebi ile çok itibar kaybetmiş.  Türkler de Abbasiler vesilesi ile İslamiyet’e ısınarak Müslüman olmuşlar.  Moyen-Çur’un vefatından sonra yerine oğlu Böğü Kağan geçmiş.

Bögü Kağan (759-780) döneminde Çin’e karşı politikalar değişmiş. Böğü Kağan itibar kaybeden Çinliler ile akrabalık bağlarını gözetse de Çinlileri egemenliği altına almak için fırsat kolluyormuş. Çin’in itibar ve güç kaybından yararlanarak kısa sürede Çin’in birçok şehrini işgal etmiş. Bu işgaller sırasında büyük miktarda ganimet elde edilmiş ve Uygur Devleti, Böğü Kağan’ın hükümdarlığı sırasında önemli ölçüde zenginleşmiş. Bu dönem de büyük saraylar inşa edilmiş.

Bögü Kağan, sahip olduğu zenginliğin getirdiği kudret ve gücü zamanla halkına karşı kullanmaktan geri kalmamış hatta varlığını borçlu olduğu milletini kendisinden aşağı görmeye başlamış. Oysa Babası Moyen Çor, Türk kültüründe ve devlet yönetiminde yer etmiş anlayışa göre, vazifesinin halkına hizmet olduğunu, bu nedenle halkına değer vermesi gerektiğini vasiyet etmiş. Böğü Kağanın öldürülmesi ile Baga Kağan dönemi başlamış.

Baga Tarkan döneminde ülkede düzeni sağlamak amacıyla çeşitli yasalar çıkarılmış. Uygurların içinde bulunan Dokuz Oğuzlara karşı olumsuz bir tutumlar sergilenmesi, devlet içerisinde büyük karışıklıklara yol açmış. Baga Kağan ve sonrasındaki kağanlar döneminde görülen açlık, kıtlık ve salgın hastalıklar, devleti ciddi biçimde zayıflatmış. 840 yılında Kırgızlar, Uygur topraklarına saldırarak başkenti ele geçirmiş ve hakanı öldürerek Uygur Devleti’ne son vermişler.

Peki Türgişler, Karluklar hakkında biraz daha bilgi edinelim mi?

Sonra Pişman Olmamak İçin

Önceki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir