Edebi-Tarihi

Bile Bile Lades Diyemem!*

1

Lades! “Kumara girer mi, caiz midir değil midir?” ben bilmem, orasına karışmam lakin nereden geldiğini soracak olursanız, edindiğim malumatı karınca kararınca aktarmaya çalışayım. Lakin önce “lades” nedir bilmeyenler için anlatayım. Tavuk pişirildiğinde lades kemiği iki kişi tarafından karşılıklı tutularak kırılır ve oyuna dahil olan bu iki kişi birbirlerinden bir şey alacakları zaman “aklımda” yahut “hatrımda” derler. Şayet ladesleştiğim rakibim olan kişi bana bir şey verdiğinde “Aklımda!” demezsem oyunu veya iddiayı kazanan rakibim olur. Nesine ladesleşmişsek kazanana o şeyi yenilen verir. İşte böyle bir oyun. Oynayıp oynamadığımı hatırlamıyorum, belki oynayanlarımız vardır. Buraya kadarını çoğumuz biliyoruzdur. “Peki çoğumuzun bilmediği kısmı nedir?” diyecek olursanız, meğer bu kelimenin aslı Farsça “Yâd-est”ten gelirmiş. “Yâd” Farsça anma, hatırlama, yâd etme anlamında bir kelimedir. Vardır, dır, dir anlamı katan “est” ise Farsça “esten” fiilinin üçüncü tekil şahsının aldığı biçimdir. Dolayısıyla “Yâd-est” hatırımdadır, hatırımda, yâdımda anlamına gelir.

Yaşanmış bir hadise vardır; bir rivayette Şah Nasr bin Ahmed, bir sefer sonrası havası, suyu hoşuna gittiği için uzun bir müddet Merv’de konaklayınca maiyetindekiler Samaniler Devleti’nin saray şairlerinden Rûdekî-yi Semerkandî’den, Buhara’ya özlemlerini dile getiren bir şiir yazıp şaha okumasını isterler. Bir rivayette ise emir, Semerkand’da uzun müddet kalıp devletin işlerinin yürütüldüğü asıl başkent Buhara’ya geri dönmeyince yine büyük bir şair olan Belamî, Rûdekî’ye gidip bir şiir yazması için ricada bulunur. Rûdekî bu isteği geri çevirmez hemen bir şey yazıp şahın huzurunda okur. Okunanların etkisinde kalan şah, hemen Buhara’ya dönme kararı alır. İşte Fars şiirinin babası kabul edilen Rûdekî’nin “Fâilâtün/ fâilâtün/ fâilun” vezniyle yazdığı bu meşhur kasidesinin ilk satırlarına baktığımızda şöyle der:

Bû-yi cû-yi Mûliyân âyed hemî
Yâd-ı yâr-i mihribân âyed hemî

Muliyan Irmağı’nın kokusu geliyor. Sevgili yâr hatra geliyor/yârin hatırası geliyor.

Bir şarkı sözünde ise şöyle söylenir: “Nazende sevdiğim yâdıma düştün/ Her erin bahtına bir güzel düşer…” Velhasıl, insanoğlu var olduğu müddetçe bu âlemde bir şeylere muhabbet besleyip özlemle yâd edegelmiş. Kimi vatanını, kimi yârini, kimi göçmüşlerini… Ney’in feryadı bile ayrılıktanmış. Ne buyurmuştu Hazret-i Pîr Mevlânâ Celâledîn-i Rûmî Mesnevî-i Manevî’nin ilk beytinde:

Bişnev in ney çün şikâyet mîküned
Ez cüdâyîhâ hikâyet mîküned

Neyin nelerden şikayet ettiğini dinle. Ayrılıklardan hikâye eylemekte.

“Ney”in ayrılığı kamışlıktan kesilmek, “ney”in remzi olan insan-ı kâmilin yani yol katetmiş, kemâle ermiş insanın hikâye eylediği, yâd edip özlem duyduğu ise ruhlar âleminden kesilip bu dünyaya gönderilişi. Hakiki sevgiliyi yâd edebilme dua ve temennisiyle, vesselam.

(*)”Çabalama kaptan ben gidemem/ Bile bile lades diyemem/ Lamı cimi yok bundan böyle ya herru ya merru…” (Söz: M. Alanson, Müzik: MFÖ) 

Sizin Memleket Neresi?

Önceki içerik

Bitkilerle Bir Mart Güzellemesi

Sonraki içerik

1 Yorum

  1. Off of of. yıkmış perdeyi eylemiş viran. Müthiş.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Son Eklenenler

En Son Eklenenler

Arşiv