Kültürel

Bozdoğan Türküsü

5

Vatan dediğin ateşi sönmeyen, acısı dinmeyen, dumanı üstünde bir sevdadır guzum. Ne yar sevdasına benzer ne dünya belasına..

Çocukların hepsi heyecanla dinleyecekleri savaş hikâyesini bekliyorlardı.  Ayşe Bacı’nın ise gözleri çok uzaklardaydı. Savaşlardan çok vuslat sevdası dökülecekmiş gibi yüreğinden. Neresinden tutsa da anlatsa? Ne anlatırsa anlatsın omuzlarından dökülen, uzun beliklerine düşen aklara kılavuz olabilir miydi? Hasretten iki büklüm olmuş belini, gamdan katmerlenmiş yüreğini nasıl dile dökecekti ki;

Bak bulutlar geçiyor üstünden kaldır başını
Al mendil  sende kalsın, sil yaşını off…

İnsanı ne yaşlandırır deseler şeksiz şüphesiz hasret çekmek yaşlandırır derim. Bu topraklar öyle gam yükü, öyle hasret ocağı ki, sahip çıkmayanın iki kaşının ortasından ben vururum ben. Bir kadın varmış çok uzak diyarlarda değil. Te bak şu dağın ardında. Balkan sınırında. Uzak bir vakitte de değil. Düşman çizmesi vatan toprağını çiğneyecek demişler; sevdiğini, erini, üç çocuğunun babasını askere göndermiş. Biz şehadeti başımıza yemeni diye bağlamışız gerisine yürek gerek. Varsın düşman düşünsün ötesini. Neyse diyeceğim, kadının eşi askere gidince kalmış üç çocuğu ile. En küçüğü kundak bebesi. Kara bulutlar dağılsın diye beklediği günlerden birinde, köyün tellalları acı acı çığırınmaya durmuş.

“Düşman geliyor!!! Tozu toprağa kata kata geliyor! Kaçın! Çoluğunuzu çocuğunuzu aldığınız gibi kaçın! “

O kadıncağız da kundakta ki Ali’sini sırtına bağlamış, bir küçük Mehmet’ini göğsüne sarmış çarşaflarla, Emine’sini de eteğinin önüne katmış kervanla düşmüş yola. Ay yıldızın altı bize nefestir deyip var güçleri ile kaçmaya başlamışlar. 

Hem erini bırakmış geride, hem evini ocağını. Yürek mi dayanır bu gama he kuzularım? Kervan gide dursun, kadıncağızın takati azar azar kesilmeye başlamış. Bir anda bir afat kopar ki gök girmiş kızıl çıkmış gibi. Sicim gibi indirir rahmetini Rahman. Öyle zor gelir ki toprak yollarda bata çıka çamura bulana bulana yürümek. Sırtında Ali, bağrında Mehmet’i, eteğine sımsıkı tutunmuş Emine’si. Bir ara düşer çamurun bağrına. Gözyaşları yağmurla birer birer iner toprağa. Kervan yürüyüp gider, can havli kim beklesin ki. Gözden kaybolmadan yetişmek gerek diye kalkar ayağa. Sürekli çocuklarına tembih eder.   

“UYUMAYASINIZ SAKIN!” Gölgemize az kaldı. Ne bilsin sabiler uyuyunca uçmağa kanatlanacaklarını. Önce Mehmet’i yumar gözlerini. Ana yüreği nasıl dayansın çamurun bağrına evladını bırakmaya? Ama bırakır kuzularım. Anacığı arkadan gelen düşman çizmelerinden kaçarken Mehmet’ini çamurun içine bırakıp var gücüyle yürümeye devam eder. Karanlık bastırır. Yol uzundur. Mübarek yağmur göz açtırmaz. Sonra eteğine sımsıkı tutunmuş küçücük parmakların teker teker çözüldüğünü görür. Emine’si çamurun içinde veda eder anacığına. Büyütüp de gelin edeceği, ellerine kınalar yakacağı kınalısı da düşer toprağa.  

 Aysız gecelerde kumrular ağlar içimde
Söz, düşsek de uzakların yoluna off

Ana yüreği hangi acıya yansın? Evlat be evlat! Kokusu ile evlat. Kolay mı yolda bırakmak, kolay mı acının, soğuğun arasında kınalı kuzusunun çamura bulandığını görmek. Bir nefes için HİLAL yeter!  Son bir takati kalır kadıncağızın. 

“ALİ’M UYUMA! UYUMA KINALI KUZUM, UMUDUMUN KANDİLİ, GÖZYAŞIMIN AL MENDİLİ, YİĞİT OĞLUM UYUMA! BU GAZABIN AZABINI YAŞATACAĞIZ ONLARA, GÖK GİRİP KIZIL ÇIKACAĞIZ. EVLATLARIMIN, BABANIN HESABINI SORACAĞIZ ALİ’M, UYUMA!”

Öleceğiz doğduğumuz toprakta off
Memleket… Sevdana yürek gerek

Şafakta söken kızıllık ile görünür ATAVATAN! Gölgesinin altında bir an nefestir dediğim ANAVATAN! Kervanı askerler karşılar. Kadıncağız, sırtındaki Ali’sini bırakır askerlerin ellerine. Hilal’i Ahmer’in ak çadırlarına bırakır da Ali’si emaneti uçuralı nece olmuş. Kaskatı kesilmiş küçücük bedeni. Son umudu da göğün göğsüne uçmuş gitmiş kadıncağızın.

Ayşe Bacı da kendine söz vermiş o günden sonra, şehit olan eşinin ve çok sevdiği evlatlarının acısını dili döndükçe, yüreği yettikçe her bir vatan evladına vatan sevdasını anlatmak için. Bu acılar unutulup da VATAN SEVDASIndan, BAYRAK DAVASIndan geçilmesin diye.

Bu topraklara türküler yakılırken, bu kadar acı ile hasret ile

Memleket, sevdana yürek gerek! 

Yüreğinde memleket sevdası olan her evlada selam eder, tüm Ayşe Bacıların ellerinden hasret ve hürmetle öperiz.

R.T.
Her şey hikayeyken bizde kendi hikayemizin peşine düşmüş bir yolcuyuz.

Doğru Postürün Faydaları

Önceki içerik

Bir Kış Gecesi Eğer Bir Yolcu

Sonraki içerik

5 Yorum

  1. Ne yaptın hocam ya bittim resmen.

  2. Ellerinize sağlık … 😞

  3. Yüreğimiz yandi.😓

  4. 😢😢

  5. Kaleminize sağlik

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arşiv