Edebi-Tarihi

Çöl Panteri Sultan Baybars

0

Bu yazımızda sizlere, Hz. Yusuf (a.s.) gibi köle pazarından Mısır sultanlığına kadar giden hikayesiyle, Kahire, Şam ve Filistin’de derin izler bırakan ve Memlük Devleti’nin en ünlü sultanlarından biri olan Baybars’ın hayatını anlatmaya çalışacağım.

Memlük, Arapça’da “köle” demektir. Bu kelime, köle pazarlarından satın alınan ve savaşlarda esir düşen köleler için daha çok kullanılmıştır. İslam tarihinde ilk defa memlük kullananlar Abbasi halifeleri olmuştur. Türklerin çoğunlukta olduğu bölgeleri fethedince esir pazarlarından satın alınan memlüklerden oluşan ordular kurmuşlardır. Öyle ki ordunun en iyi birlikleri Türk soyundan gelen bu askerlerden oluşmaktadır.

Hükümdar ve emirlerin muhafız birliklerine bağlı bu köleler, çok zor ve meşakkatli eğitimlerden geçiyor ve kazandıkları üstün meziyetler sayesinde hizmetinde bulundukları devletlerde en üst kademelere kadar yükseliyorlardı. Zamanla kendi adlarını taşıyan bir devlet dahi kurdular. “Kölemenler” olarak da bilinen kurdukları bu devletin en önemli özelliği ise adının Devlet-i Türkiye yani Türkiye Devleti olmasıdır. Türkiye ifadesini kullanan ilk devlet olarak tarihe geçmişlerdir.

Memlükler Devleti 1250–1517 yılları arasında, Mısır ve Suriye dolaylarında hüküm süren bir Türk İslâm devletidir. Bu devletin dünya ve İslâm tarihi açısından çok önemli bir özelliği daha vardır ki bu “sultanı öldüren sultan olur” dedikleri, her hangi bir hanedana dayanmayan ve özgürlüğüne kavuşmuş asker kölelerden en güçlüsünün tahtı ele geçirerek devleti yönetmesi sistemidir. Tarihte bunun başka bir örneğine rastlanmamıştır.

 

En meşhur memlüklerden olan Sultan Baybars, 1233 yılında Kıpçak ülkesinde dünyaya gelmiştir. On dört yaşlarında iken ülkesi Moğol saldırısına uğramış ve Moğollar tarafından esir alınarak daha sonra Şam’da köle pazarında satılmıştır. Mısır’a geldikten sonra ise o zamanın Eyyubi sultanı Melikü’s-Salih’in birliklerine katılmıştır. Bu askeri birlikte birçok savaşa katılmış özellikle Haçlılara karşı verilen mücadelede en ön saflarda çarpışmıştır. Askeri yetenekleri ve başarıları sayesinde emirliğe kadar yükselmiştir. Baybars’ın hayatında bunlar olurken, Sultan Turan Şah’ın ölümünden sonra Eyyubi devleti tamamen yıkılmış ve iki yüz elli yıldan fazla sürecek Memlükler çağı başlamıştır.

1258 yılına gelindiğinde, Bağdat Moğollar tarafından işgal edilmiş, şehir yakılıp yıkılmış, Halife Mutasım Billah ve ailesi de kılıçtan geçirilerek hilafet ortadan kaldırılmıştı. Daha sonra Suriye ve Mısır’a doğru harekete geçen Moğollar, Haçlılar ile ittifak yaparak güçlerini birleştirdiler. Memlük Sultanı Kutuz özellikle Baybars’ın büyük desteğiyle Moğollarla yapılan Ayn Calut savaşını büyük bir zaferle kazandı. Bu sayede Memlükler Moğolların yenilmezliği imajını silerek Müslümanlar ve tüm dünya için büyük tehdit olan Moğolları hezimete uğrattılar. Bu zaferle Memlükler İslam dünyasının en büyük devleti haline geldiler ve bu özelliklerini Osmanlıların yükselme devrine kadar korudular.

Kudüs kapılarından Esbât Kapısı, Batılıların dilinde “Aslanlı Kapı” olarak geçer.
Eriha yönüne baktığı için “Eriha Kapısı”, Hz. Meryem’in dünyaya geldiğine inanılan mağaranın hemen yanında bulunduğu için de “Sitti Meryem Kapısı” adlarıyla da anılmıştır. Memlûk Sultanı Baybars döneminde yapılan iki aslan figürünü, kapının üzerinde bugün de görmek mümkündür.

Bu savaş sonrasında verdiği sözleri yerine getirmeyen Sultan Kutuz, Baybars tarafından tahtından indirilerek öldürülmüş ve Baybars ile Memluk tarihinde yeni bir dönem başlamıştır. On yedi yıl kadar süren saltanatı sırasında Mısır ve Suriye’deki Memlük Devleti’nin gerçek manada kurucusu olan Sultan Baybars’ın ilk siyasi başarısı Bağdat’ta Moğollar tarafından sona erdirilen Abbasi halifeliğini Mısır’a getirmesi ve halifelik makamını yeniden tesis etmesidir. Sultan Baybars saltanatı boyunca Moğollarla mücadele ederek bir çok zafer kazanmış ve Moğolların Mısır ve Suriye topraklarını ele geçirmesine engel olmuştur. İslam aleminin başına musallat olan Haçlılara karşı mücadelesini kararlılıkla sürdürmüş ve Antakya başta olmak üzere onların elinde olan bir çok şehri ele geçirmiştir ve bu sayede Haçlıların kurdukları ikinci prensliği ortadan kaldırmıştır. Baybars ayrıca Suriye’de Bâtinîler’in direnişlerini kırıp onlar üzerinde kontrolü sağlamıştır. Ermeni Krallığı’nı ve Asvan’a saldıran Nûbe Krallığı’nı yıllık vergiye bağlayarak Müslümanların uzun yıllar huzur içinde yaşamasını sağlamıştır.

Sultan Baybars dönemi paralar. Baybars döneminde inşa edilen bütün eserlere, onun sembolü olan pars figürü işlenmiştir.

Sultan Baybars yaklaşık 17 yıllık saltanatı boyunca getirdiği yenilikler ile kendisinden sonra gelecek devlet adamlarının takip edecekleri merkezi devlet sistemini kurmuştur. Abbasi halifeliğini yeniden ihdas ederek İslam birliğinin kurulmasında çok önemli rol üstlenmiştir. Mekke şerifinin güvenini sağlayarak mukaddes bölgeyi ve Kızıldeniz’i de hâkimiyeti altına alıp “hadimü’l-harameyn” unvanıyla Müslümanların koruyuculuğu gibi hem ağır hem de itibarlı bir vazifenin altına girmiştir.

Baybars 1277 yılında Moğolları hezimete uğrattığı Elbistan zaferinden dönerken hastalanmış ve Hicri 28 Muharrem 676 yılında vefat etmiştir. Kabri kendi zamanında yaptırdığı Zahiriye Medresesi içindedir.

Fatima
"Gurbet eli bizim için yaptılar. Çatısını pek muntazam çattılar. Ölüm ile ayrılığı tarttılar. Elli dirhem fazla geldi ayrılık”.

    Lütfen Mesafeyi Koruyalım

    Önceki içerik

    Hû Medeniyeti’nde İnsanca Yaşamak

    Sonraki içerik

    Yorumlar

    Yorum Yaz

    E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir