Edebi-Tarihi

Geleneksel Keçe Sanatı

kapak
0

Gelenekli sanatlar içerisinde en köklü geçmişe sahip olan sanat keçedir. İlk nasıl yapıldığı konusunda kesin bir bilgi olmamakla birlikte ilk kez Homeros’un İlyada’sında keçeden bahsedildiği bilinmektedir.

En eski keçe parçaları M.Ö. 3. yy. tarihinde İskit sanatlarından örneklerle Pazırık kurganından çıkarılan keçe halıdır. Genellikle hayvan üslubu kullanılmıştır.

Yine keçenin tarihçesiyle ilgili bilgilerde Allah’ın kendisiyle konuştuğu gün Hz. Musa’nın üzerinde yünden bir elbise, cübbe ve şal bulunduğu; başında yine yünden bir külah ile ayaklarında ölmüş bir eşeğin derisinden yapılmış ayakkabıları olduğu rivayet edilmiştir. Bu verileri dikkate aldığımızda keçenin ilk ne zaman kullanılmaya başladığı sorusunu  yakın bir tarihle sınırlandırmak pek mümkün olmuyor.

Peki keçe nedir?
Koyun, kuzu, deve, keçi, lama ve alpaka gibi hayvanlardan alınan yünlerin kök boyalarla boyanarak su ve sabunla yayma, tepme, pişirme gibi işlemlerden geçerek şekillenmesi sonucu oluşan dokuya keçe denir. (Günümüzde her boyama işleminde olduğu gibi bu alanda da maalesef kimyasal boyalar kullanılmaktadır.)

İlk keçe nasıl yapılmıştır, biraz bunu konuşalım mı?
Bununla ilgili üç rivayetten bahsedilir. İlki, ayakları üşüyen bir Avrupalının ayakkabısının içine yün koyup, üstüne basa basa yünü keçeleştirmesiyle oluşmuştur, denilir. (Avrupa yünle tanıştığında Orta Asya’da atalarımız kılıç darbesini engellemek için zaten keçeler yapıyordu; dipnot olarak belirtelim.)
Keçenin oluşumuyla ilgili ikinci rivayette ise, Hz. Nuh’un gemisinde, hayvanlar tüylerini, yünlerini dökmüşler; yağmur ve suyun seyriyle bu yünler ve tüyler gemi içerisindeki hareketlilikle keçe haline gelmiştir.

Üçüncü rivayete göre ise, yünleri su kullanmadan keçe yapmaya çalışan bir usta o kadar yorulmuş ki, hem başaramamış olmanın hüznü hem de yorgunluğun etkisiyle ağlamaya başlamış; gözlerinden akan yaşlar yünleri ıslatmış ve o şekilde ilk keçeyi yapabilmiş, denilir.

Günümüz kaynaklarında geçmese de bilinen ilk keçecinin yani keçecilerin pirinin Veysel Karâni Hazretleri olduğu söylenmektedir. Hazretin mesleğinin çobanlık olduğunu düşünürsek keçeci olma olasılığı da gayet makuldür diyebiliriz.

Keçe sanatının merkezi ilk olarak Orta Asya’dır. Orta Asya’da keçe, sanattan ziyade günlük yaşamda kullanılan vazgeçilemez bir ihtiyacı karşılar. Böyle olmasında iklim şartları ve konar göçer yaşam tarzını benimsemiş toplumların bu bölgede yer almasının  etkisi vardır. İnsanlar, öncelikle giyinmek amaçlı yaptıkları keçeyi, yaşadıkları çadırlarda da kullanmışlardır. Keçe, insanı sıcak ve soğuktan korur; örttüğü yerdeki ısıyı ihtiyaca göre ayarlayıp dengede tutar. Aynı zamanda Allah’ın bir takdiri olarak keçe üzerinde akrep ve yılan gibi zehirli sürüngenlerin dolaşamamasından dolayı barınaklarında da keçe kullanmışlardır. Mesela çobanlar, kepenek denilen tamamen yün olan keçeden abayla dolaşırlar. Bu onları, dağda hem zehirli hayvanlara karşı korur, hem de zorlu hava şartlarına göre sıcaktan ve soğuktan koruyarak ısı dengesini ayarlar.

Keçe altın çağını Anadolu Selçukluları döneminde yaşamıştır. Keçecilik ahilik teşkilatında çok önemli bir yere sahip olmuş; Mevlevilik ile beraber keçe artık Anadolu’da vazgeçilmez bir sanat halini almıştır. Semazenlerin başlarına giymiş oldukları deve tüyü rengindeki sikkeler ve yine semazen kıyafeti olan tennurelerin etekleri; dervişlerin kullandıkları arakiyyeler  keçeden yapılmıştır. Anadolu’daki Mevlevihanelerin bulunduğu her il Mevlevî dervişlerinin kıyafetlerinin keçeden imal edilmesi sebebiyle keçecilikte gelişmiştir.

Osmanlı imparatorluğunda ise yine halk arasında kullanılan börkler, başlıklar, fesler keçeden yapılmıştır. Osmanlı dönemine ait ilginç bir bilgi ise, yeniçeri börklerinin neden keçeden yapıldığı sorusunun cevabıdır. Yeniçerilerin kullandığı börkler keçedendi, evet. Bunun sebebi ise boyun arkasından omuzdan aşağı doğru inen keçe börkün askerleri kılıç darbesinden korumak için özel tasarlanmış olmasıdır. Çok iyi tepilmiş olan bir keçe kılıç darbesi geçirmeyecek sağlamlıktadır. Hatta özel tekniklerle yapılmış olan bir keçenin kurşun bile geçirmeyecek sağlamlıkta olabilir.

Günümüzde keçe yok olmaya yüz tutmuş bir sanat halini alacakken yeni yetişen ustalarla birlikte yeniden hayat bulmuştur. Kıymeti bilinip, kadim sanatımız olarak kalıcılığını devam ettirmiş, gelenekli ustalarıyla meydanlara çıkmıştır.
Eskiden çadır, başlık, yer sergisi olarak kullanılan keçe şimdilerde kıyafetlerde, şallarda, ev dekorasyon ürünlerinde kullanılır hale gelmiştir. Aynı zamanda radyasyonu engellediği ve antibakteriyel olduğunu da düşünürsek bir çok alanda öncelikli olarak tercih edilmesi şaşırtıcı değildir.

  

Alçak Uçan Yüce Konar…

Önceki içerik

Bitki ve Şerbet

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv