Edebi-Tarihi

II. Göktürkler

0

Birinci Göktürk imparatorluğu yıkıldıktan sonra bazı Türk boyları (Oğuzlar, Kırgızlar, Türgişler) bağımsızlıklarını korumuşlar. Fakat küçük devletçikler halinde oldukları için, dağılan Göktürk İmparatorluğu’nun yerini alacak, Çinlilerin eline esir düşmüş Göktürklere sahip çıkacak güçte değillermiş. Devlet teşkilatlanmasına geçemeyen Türkler, Çin esareti altında yaşamak zorunda kalmışlar.

50 yıl süren esaretin sonunda 680 yılında Aşina soyundan gelen Kutlug, Çin’e isyan ederek İkinci Göktürk İmparatorluğu’na doğru ilk adımları atmış. Kısa süre içerisinde Ötüken’i başkent ilan ederek kağanlığını örgütlemiş. Bu sebeple Devleti Toplayan anlamına gelen İl-Teriş unvanını almış. Akıl hocası bilge Tonyukuk’u veziri ilan ederek ordu ve siyasetin başına getirmiş.

Kutlug (İlteriş) Kağan, kendi adıyla da bilinen yeni Türk devletini kurduktan kısa süre sonra, ordusunu ve siyaset stratejilerini oluşturarak, devletin temel taşlarını inşa etmiş. Türk coğrafyasında yaşayan Türk topluluklarının bütünlüğünü ve Türk birliğini sağlamış. Devlet düzenini oturtan İlteriş Kağan, Çin’e sayısız sefer düzenlemiş. Bu yoğun seferler ile Çin hanedanlığı üzerinde baskılarını arttırmış. Öyle ki bir seferde 23 Çin’i ele geçirip okyanusa kadar ilerlediği Çin kaynaklarında geçmektedir.

İlteriş Kağan, İkinci Göktürk (Kutlug) İmparatorluğu’nu kurup Birinci Göktürk İmparatorluğu dönemindeki güce tekrar erişerek Türk coğrafyasındaki Türk varlığını yeniden ortaya çıkartmış.

İlteriş Kağan döneminde oluşturulan Türk Birliği, Kapagan Kağan döneminde de korunmaya devam etmiş. Kutlug devleti yönetimi altında toplanmak taraftarı olmayan Kırgızlar, Türgişler ve Basmiller baskı altına alınarak, Karluklar ve Oğuzlara da sefer düzenlenerek birliğine katılmaları sağlanmış. Ve böylece Türk Birliği tam anlamıyla kurulmuş.

706’da Kapağan Kağan’ın komuta ettiği Türk ordusu Çinlileri yenerek Türk devletinin durumunu düzeltirken, batıda da himayesi altında büyüyen yeğeni Kültigin Kağan, ordusuyla Buhara yakınlarına kadar ilerlemiş. Bu sırada Türkler batıda Araplar ile karşı karşıya gelmişler. Sasani egemenliğine son veren Araplar’ın İslam’ı yayma hareketleri Türkler’i de etkilemiş. 

Kapagan Kağan’ın birliği sağlaması ve Çin üzerine kurulan baskılar ile elde edilen başarılarının yanı sıra, tarım reformları ile de birliğinin refah seviyesini yükseltmesi dönemi için büyük önem arz eder. Kapagan Kağan tohum ıslahı ve tarım teknikleri sayesinde tarımsal alanda devletini ihya etmiş, kültürüyle de muazzam bir Türk Medeniyeti kurulmasını sağlamış.

Kapagan Kağan, 25 yıllık yönetiminde devletinin hakimiyet alanını da oldukça genişletmiş. Kapagan Kağan, Dokuz Oğuzlardan biri olan Bayirku ile yaptığı mücadele neticesinde 716 yılında öldürülmüş.

Vefatı ile yerine oğlu İnal Kağan geçse de liderlik vasıflarına sahip olmadığı fark edilince taht kavgasına mahal verilmeden tahttan indirilmiş. Yerini İlteriş’in oğulları Bilge ve Kül Tigin’e devretmiş.

Kül Tigin, askeri vasıfları fevkalade kuvvetli ve kazandığı savaşlarla başarısını ispatlamış bir komutanmış. Kül Tigin, tahta geçmesi için kardeşi Bilge’yi desteklemiş. Bilge Yabgu (yönetici) olmuş, Kul Tigin ise orduların başına geçmiş. Devletin kuruluşunda ve yükselişinde büyük hizmetlerde bulunan Tonyukuk, Bilge döneminde de vezirlik görevine devam etmiş.

İmparatorluğun kurulduğu dönemde başlayan ve önce Kutlug sonra Kapağan Kağan’ın bastırdığı isyanlar Bilge Kağan döneminde tekrar baş göstermiş.

Bilge Kağan, döneminde isyanlar ile başkaldıran Karluklar ve Uygurları tekrar devlete bağlamış. Çin, Türklerin yaşadığı Ötüken çevresinde yeniden güçlenen Türk Devletini iç karışıklıklar ile zayıflatmak düşüncesinden bu dönemde de vazgeçmemiş. Bilge Kağan Çin’in bu tutumunu karşılıksız bırakmamak için cezalandırmak amacıyla Çin’in üzerine yürümüş. 720 yılında Çine saldıran Bilge Kağan, Çin’in kuzey bölgesindeki topraklarını ele geçirerek Türk devletinin sınırlarını kuzey-doğu tarafına doğru daha da genişletmiş.

Karışıklıkların yoğun yaşandığı bir dönemde, Emevî kumandanı ve Valisi Kutaybe, Göktürkler için sanatsal faaliyetlerin ve ticaretin yapıldığı önemli yerlerden olan Semerkant ve Taşkent’i 710’da feth etmiş. 

Bilge Kağan, Kitanlara karşı kazandığı savaştan sonra bakanı Buyruk Çor tarafından 734 yılında zehirlenerek öldürülmüş. Bilge kağan ölümünün ardından geniş toprakların hakimiyeti zorlaşınca, Türk toprakları batıdan Çinlilerin, doğudan Arapların istilasına maruz kalmış.

Basmiller, Karluklar ve Uygurlar birleşerek Basmil liderini 742 de Kağan olarak ilan etmişler. Daha sonra Uygurlar, Basmilleri de ortadan kaldırarak Göktürklerin başkenti Ötüken’e 745’te hakim olmuşlar. İkinci Göktürk İmparatorluğunu sahneden kaldırarak, kendi devirlerini başlatmışlar.

Önemini vurgulamadan geçmeyelim;

Bilge Kağan, kültür ve medeniyete çok önem verirmiş. Bugün Orhun Yazıtları olarak bilinen taş yazıtları Bilge Kağan döneminde yazılmış.

Taşlara oyulmuş eski Türk yazılarına bakıldığında Türkler için bilge ve bilgelik kavramının çok ön planda olduğu görülmüş. Bundan dolayı birçok kağan ve devlet adamının unvanı bilgeymiş.

Tonyukuk, bir dönem Budizm’e ilgi duyan ve bu konuyu kurultayda açan Bilge Kağan’ı; Budizm’in Türk kültürüne zarar vereceğini ve Türk toplumunun yaşamını olumsuz etkileyeceği söyleyerek Budizm’den uzaklaştırmış. Bu durum, kültürümüzde de var olan bilgeliğe ve istişareye verilen önemi tekrar gözler önüne serer.

Vezir Tonyukuk, Türk tarihi açısından önemlidir. Devletin kuruluşunda Türk boylarının desteğini alınmasında büyük rol oynamıştır.  Türk tarihinin ilk veziri olarak tarihe geçmiştir. Vezir Tonyukuk aynı zamanda İlk Türk Tarihçisidir.

I. Göktürkler İran (Sasani) hükümdarı Hüsrev Nuşirevan ile anlaşarak Çin ipek ticaret yollarını ellerine geçirmişler ve Türk egemenliğinin batıda yayılmasında ve batı Türkistan’ın Türkmenleşmesinde de önemli rol oynamışlardı. II. Göktürkler uzun bir durgunluk sonrası ipek yolunu bünyesinde korumaya devam ettiler.

Göktürk devletinde sanılanın aksine Şamanizm değil, Gök Tengri (Gök Tanrı) inancı hakim. Hitabelerin farklı yorumlanması sebebi ile bazı kaynaklarda çok tanrılı oldukları iddia edilse de tek tanrı inancına sahip oldukları birçok kaynakta geçmiş. Şamanların, dönemimizin büyücü, medyum konumda olması sebebi ile herkesin bu inancı kabul edip uygulamadığı da söylenir.

Gök tanrı inancında; İslam dinine benzer olarak, Cennet cehenneme inanma, gaza-cihata önem verme, ortağı olmayan tanrının kâinatı yönetmesi, secde etme, dua, dileme gibi ortak noktalar olduğu görülmüş. Moğolistan’daki Orhun kitabelerinde de eşi benzeri olmayan, insanlara yol gösteren, onların varlılarına hükmeden, cezalandıran, mükafatlandıran bir ulu varlıktan da bahsedilmiş.

Nitekim kutsal kitabimiz Kur’an-ı Kerim’de bir çok peygamber gönderildiğine vurgu yapılır. Bu bilgileri de değerlendirdiğimizde, Göktürk inancında vahdet inancının temel esaslarından kalma davranışların olduğu da düşünülebilir.

Göktürk döneminde yazılan kitabe ve yazıtlar hakkında detaylı bilgi için:  ORHUN ABİDELERİ

İlk Türk tarihçisi Tonyukuk hakkında detaylı bilgi için: BİLGE TONYUKUK

Peki  II Göktürklerden sonra bayrağı devralan Uygurlar nasıl bir devletti?

Divriği Ulu Camii ve Sembolleri

Önceki içerik

Erteleme Hastalığı

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir