Güncel

Kimin Borusu Ötecek?

0

Geçen hafta yurtdışında yaşamanın ne anlama geldiğinden bahsettik.

Medyada Türkiye ve İslam dünyası hakkında türlü çeşit haber dönüyor. Avrupa ülkelerinde ve Amerika’da islamofobi almış başını gitmiş. Böyle bir ortamda kanlı canlı bir örnek, birinci ağızdan verilen bir haber misali o ülkelerdeki insanların içinde yaşamanın; onlara komşu, arkadaş olmanın ehemmiyetinden bahsetmiştik.

Konuyu biraz genişletelim.

Diyelim ki bir imkan oldu, fırsat doğdu ve Amerika’ya gittiniz. Okumak için gittiniz, üniversiteden arkadaşlarınız oldu. İş için gittiniz, iş arkadaşlarınız var, apartmandan birlikte piknik vs. yaptığınız komşularınız var.

Siz elinizden geldiğince dikkat edip, örnek bir müslüman imajı çizdiniz. Bu insanların size dair çok güzel izlenimleri oldu. Hepi topu 25-30 kişiyi geçmeyecektir etki alanınıza giren insan sayısı.

Nüfusu kabaca 200 milyon olan Amerika’yı, 400 milyon olan Avrupa’yı düşününce bu şekilde göçlerle sağlanacak “insanlara doğru bilgiyi ulaştırma çabası” oldukça mantıksız geliyor.

Yani rahat bir nefes alabilirsiniz; dinimizi, milletimizi anlatacağız derken memleketten göç etmeye gerek kalmadı. Ne yapacağız peki? Nasıl olacak bu işler? Somut örneğimiz gelsin o halde!

Bir klişe var, dillere pelesenk olmuş “Amerika’yı İsrail yönetiyor” diye, hmm nasıl oluyormuş peki bu iş?

Bugün bir İsrail lideri Amerika’yı ziyaret ettiğinde Amerikan kongresinde konuşma yapar. Peki her paragraftan sonra bütün milletvekillerinin ayakta alkışladığını biliyor muydunuz? Dahası alkışlayanların, ayağa kalkmayan kaldı mı diye arkalarına baktıklarını duymuş muydunuz? ABD başkanları konuşurken göremezsiniz bu saygı ve alkış tufanını.

İsrail’in sözünün, Amerika’da nasıl bu kadar geçtiğini daha iyi anlıyoruz bu örnekten. Adamlar lobi oluşturmuşlar, kendi adamlarını seçiyorlar yönetime. Hal böyle olunca da onların sözü geçiyor.

Tabi bütün bunlar için önce vatandaş olup seçme seçilme hakkı kazanmak gerekiyor.

Bugün göçmen bir ailenin çocuğu ABD Başkan Yardımcısı oldu diye sevinilmesinin sebebi de aynı. Nihayet göçmenlerin sesi yönetimde önemli bir makamda yankılanacak diye bu coşku.

Müslüman Türkler olarak biz de yönetim tabakalarında kendimizi göstersek bizim de borumuz öter belki, ne dersiniz?

Bir Seyahat

Önceki içerik

Ebû Eyyub el-Ensârî

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv