Sümbül Sokak

Nisan İncisi Kıymet Avcısı

0

Efendim derler ki; eski zamanlarda nisan ayı geldiği gibi gözler gökyüzünde, kovalar el altında yağmurun yağması beklenirmiş. Rahmet ve bereketin sembolü haline gelen nisan yağmurunu içmek şifadır diye bilinirmiş.

Sadece insanlar mı beklermiş?

Sedef de nisan ayında sahile çıkar, yağan yağmurdan bir damlacık alabilmek için kapakçıklarını açar, yuttuğu yağmur damlasıyla beraber tekrar okyanusun derinliklerine dalarmış. Oldukça sancılı bir dönemden geçen sedefin karnındaki yağmur damlası bir inciye dönüşürmüş. Sonra da düşsün o sedefin peşine inci avcıları!

Şimdi bizler de çifte nisan heyecanı yaşadığımız bu günlerde, sedef olur inci mi büyütürüz, yoksa sedef arar inci mi avlarız bilinmez. Üç ayların başlangıcı Receb-i Şerif’i geride bırakıp Berat kandilini de ihya etmekle beraber Şaban-ı Muazzam’ın da yarısını geçmiş bulunmaktayız. Hem bahara hem de mübarek Ramazan ayına “Merhaba” diyor olmanın sevincini yaşıyoruz. Tuttuğumuz her oruç bizim için rahmet deryasından bir damla olur da nisan yağmurumuz inciye dönüşüverir bakarsınız. Allah Teâlâ’nın her gününe ayrı ikramlar vaad ettiği Ramazan ayında da durmuyor, yazıyoruz. Nisan güzel, Ramazan güzel, inciler güzel, bizler de güzellerin peşinde ki kıymet avcılarıyız.

Hem baharın hem de iftarların sevincini yaşayacağımız bu ayda sokak sakinlerimiz sizi hanelerinde ağırlamak isterler. Dilerseniz Rota‘nızı Kayseri’ye çevirip meşhur Talas ilçesini tanır, arzu ederseniz Kubbe’de Sivas’ı dolaşır büyükleri ziyaret edersiniz. Belki iftar öncesi biraz Haşlama-Taşlama’nın inceden gündeme değinmeleriyle neşelenir, sahuru beklerken Matbaa’da “Körlük”e göz atar, Psikolojik İşler Köşesi’nden kendinizi dinlersiniz.

Tadına doyulmaz Ramazan akşamı sohbetlerinde Vakanüvis ile Endülüs’ü konuşur, Seyreyle Güzel’le beraber hilye-i şerif sohbeti yapar, belki de çevrenizdeki yazılara başka bir gözle bakmaya başlarsınız. Çaylarınızı yudumlarken Sandık İçi’ni açmanızı tavsiye ederiz. Sürprizi bozmak istemeyiz ama Yunus Emre’den bazı inciler çıkacak içinden. Bizden duymuş olmayın!

Buyurun, bu akşamlarda İzi Sürülenler‘le beraber İstanbul’un manevi büyüklerinden Ebû Eyyub-el Ensârî’yi ziyaret edelim. Lâyezal’den Allah Teâlâ’yı, Bahr-i Umman‘dan mevlid üzerinden Efendimiz’i (s.a.s.) dinleyelim. Çerağ ile de sahabe efendilerimizle ünsiyet kurmaya çalışalım. Elçiye Zeval Olmaz diyerek bazı hakikatlere kulak verelim.

Bir Yazı Bir Resim köşemizde Anadolu’ya kulak verirken yurtdışındaki kardeşlerimizi unutmuyor Yurtdışından Notlar‘da onlarla beraber iftar yapıyoruz.

Ama Hayat köşesinde yazarımız Berat Gecesinin önemine dikkat çekti. Bitkinin Ötesi‘nde cana şifa bitkilerimizi tanımaya devam ediyoruz. Çepeçevre‘de atıkları değerlendirmenin yollarını öğrenirken israfa karşı duruşumuzu belli etmiş oluyoruz.

Giyim ve film incelemeleri köşelerimiz yeni yazarlarla canlandığı bu ay gayet keyifli geçeceğe benziyor. Meddahımız ve Ramazan davulcumuz olmasa da bu harika sahur ve iftar sohbetlerimize herkesi bekleriz. Keyifli okumalarınız olsun; çayınız demli, sefanız bol olsun.

Çevresel Adalet

Önceki içerik

4. Seans: İç Huzur ve Denge-II

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv