Kültürel

Nuruosmaniye Camii

0

Yaşadığımız coğrafyanın, gezip dolaştığımız şehirlerin birbirinden eşsiz camilerini tanıtmak niyetiyle pencerelerinde rengarenk çiçekler açan, güneşli, mis kokulu Sümbül Sokağa adım atalı bir yıl olmuş bile. Okurlara camii tanıtalım derken merak eden, öğrenen, tanıyan meğer biz olmuşuz. İyi ki…

Camilere vakit namazını kılmak için girip, kadınlar mahfilinde sağa sola dikkat etmeden borcunu eda edip çıkan biri iken, şimdi gittiğim yerlerde tarihi cami arıyorum. İçeriden, dışarıdan, mihrabdan, minberden fotoğraf kareleri yakalamaya; kitabelerde, kubbe kuşağında ne yazdığını okumaya çalışıyor, bu yazıların hattatlarını merak ediyorum. Misafiri olduğum camilerin hikâyesini, banilerini, geçmişini öğrenmeye gayret ediyorum.

Geçen hafta Mısır Çarşısı’na yolum düştü. Çarşının baharat, lokum, kahve rayihaları arasında, envai çeşit insan ve lisan girdabında kaybolmak üzereyken Nuruosmaniye Camii’nin önünde buldum kendimi. Bu yazıdaki fotoğraflar o günden.

Nuruosmaniye Camii İstanbul’da barok özellikte inşa edilen ilk selatin camii. Barok kelime olarak, süslemelerin, kıvrımların kullanıldığı gösterişli bir mimari üslup anlamına geliyor.

İnşasına Sultan I. Mahmud’un emriyle 1749 yılında başlanmışsa da cami 1755’de, kardeşinin yerine tahta geçen III. Osman döneminde ibadete açılmış. Kitabede inşa ettiren olarak III. Osman ismi bulunmasına ve iç kısmın aydınlık ve ışıklı olmasına dayanarak caminin ismi Nuruosmaniye “Osmanlı’nın Nuru” olarak kayıtlara geçmiş. Mimar Mustafa Ağa ve Mimar Simon Kalfa camiyle beraber medrese, kütüphane, çeşme ve sebilin bulunduğu külliyeyi de inşa etmişler.

Nuruosmaniye Camii’nin iç kısmı çarpıcı derecede güzel. Kubbesi yirmi beş metrelik çapıyla Osmanlı’da yapılan en büyük kubbelerden biri.
Kubbede Allah göklerin ve yerin nurudur. (Nur, 24/35) mealinde ayet-i kerime yer alıyor.  Kubbe kemerleri ile duvarlar arasında kalan bölüme ise Fetih suresi yazılmış. Camideki yazılar Hattat Rasim, Abdülhalim, Müzehhip Ali, Mehmet Refî Efendi’ye ait.

Doğu koridorunun sonunda bulunan hünkar mahfiline dışardan padişahın atı üstünde camiye girişine yol veren rampalı bir yol bağlanmış. Burası, günümüzde Eminönü Müftülüğü olarak hizmet veriyor.
Yapıya bitişik iki şerefeli iki minarenin taş külahları dikkat çekiyor. Kurşun yerine taş alemler ilk defa bu camide kullanılmış.

Üstleri kubbeli kemerlerle örülen revakların çevrelediği çok köşeli avlu bu özelliği ile Osmanlı mimarisinde tek örnek. Şadırvan yerine sağında ve solunda abdestlikler var. Avlu, Cağaloğlu ile Çemberlitaş arasında geçiş yolu olarak kullanılmakta.

Nuruosmaniye Camii içindeki türbede III. Osman’ın annesi Şehsuvar Sultan ile bazı şehzadelerin sandukaları bulunuyor.
Caminin bir de meşhur kütüphanesi var. Nuruosmaniye Camii Kütüphanesi, caminin iç avlusunda Türkiye’de barok üslubun en özgün örneklerinden birisi kabul edilen iki katlı bir yapı. Kütüphanede 5000′den fazla yazma ve basma eser muhafaza altında.

2018 yılında düzenlenen Ehl-i Hiref (işinin ehli) temalı İstanbul Bienali’nde uzun yıllardır kapalı olan Nuruosmaniye Mahzeni ilk kez ziyarete açılmış ve hat, ebru, çini, tezhip gibi geleneksel sanatlarımızın modern yorumları burada sergilenmiş. Geçmişte su deposu olarak kullanılan ve yüz yıldan fazladır kapalı olan mahzende sarnıçlar ve tarihi doku muhafaza edilerek izleyicilerin ortamı hissetmesi amaçlanmış. Ancak şu an mahzen ziyarete kapalı.

İki taraftan yükselen mermer merdivenlerle çıkılan camii; bir yüzük taşı gibi şehrin silüetini dolduruyor. Geniş kubbesi, süslemeleri, aydınlığı ve kubbeyi çepeçevre kuşatan kıymetli hat yazıları İstanbul’un en kalabalık bölgesinde dar ve sıkışık sokakların arasında çölde vaha bulmuş gibi huzur veriyor. Şükrünü idrak etmeyi Rabbim nasip etsin.

Kiraz Çiçeği
Umma ki küsmeyesin... @hayriyeyerliyurt on İnstagram

    Yün Modası

    Önceki içerik

    Putları da Kırarlar

    Sonraki içerik

    Yorumlar

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

    Arşiv