Kültürel

Benzemez Kimse Sana

0

Muhabbetten Muhammed oldu hâsıl
Muhammedsiz muhabbetten ne hâsıl

Yukarıdaki levhada Mahmud Celâleddin Efendi’nin kaleminden sülüs hatla yazılmış olan beyti okuduk.

Her şeyin sevgi üzerine yaratıldığı şu âlemde yaratılış gayemiz, sevgili peygamberimiz (s.a.s.) hürmetine Allah bizleri muhabbetle yarattı. Severek ve isteyerek, özenerek can verdi. Canların en güzelini bize rehber eyledi. Kaynağı sevgi olan insanoğlu şüphesiz Resulullah’a benzemekte gayret içinde oldu.

Hattatlarımız, Efendimiz’e ümmet olmanın lütfunu, teşekkürlerinin bir ifadesi olarak hüsn-i hat sanatıyla eserlerinde meşk ettiler. En güzel kalemleri ile en iyi mürekkeplerini, en olgun kağıtlarını ve kıymetli vakitlerini Resulullah’ı anlatmak için harcettiler. Efendimiz (s.a.s.) için yazılmış olan ism-i nebi, hilye-i şerif, kasideler ve hadis-i şeriflerin ne kadar sanatlı bir şekilde kaleme alındığı levhalarda görülmektedir.

Aşağıda bu güzelliklerden biri olan Hattat Ali Alparslan’ın celi ta’lik hattıyla yazmış olduğu “Muhammed aleyhisselâm” yazısını görmekteyiz.

Sevgili Peygamber’imizin (s.a.s.) sözleri ile yaşantısı olan hadis-i şeriflerin aktarımı da yine en güzel şekilde olmuş, daha ziyade Kur’an yazarken kullanılan nesih yazıdan hadis-i şeriflerle metinlerin yazımında da istifade edilmiştir.

Aşağıda Kazasker Mustafa İzzet Efendi’nin kaleminden bir kıt’ayı seyrinize bırakıyoruz.
İlk satırında sülüs yazıyla yazılmış “zeki, cömert ve ağzı sıkı ol” anlamındaki Arapça ibareyi görmekteyiz. Devamında ise nesih hatla yazılmış hadis-i şerifi manasıyla okumaktayız.
Resulullah (s.a.s) buyurdu ki: “Ben ilmin şehriyim. Ali de kapısıdır. Kim ilim öğrenmek isterse bu kapıdan gelsin.”

Mimari yapılar, musiki, edebiyat, hüsn-i hat ve onu tezyin eden tezhip, ebru, minyatür gibi sanatlarımız daima yaşamın içinde olmuş, ibadet şuuruyla ortaya konan bu eserler nice meydanlarda baş göstermiştir.

Musiki ile icra edilen eserler Resulullah’a olan duyguların tercümanı olmuştur. Cami minaresi görüldüğünde salatu selam getirilmesi tavsiye edilmiştir.  Edebiyatta kasideler, mevlidler okunur kalpler adeta gül suyuyla yıkanır gibi pak olur. Hüsn-i hatta ism-i nebi, hilye-i şerif meşk olunur asılır hanelere, gülle bezenir duvarlar adeta. Sanat, sadece kendisi için yoktur; Allah’ın kudretini görmek O’nun en güzelini (s.a.s.) meşk etmek için vardır.

Medeniyetimiz Efendimiz’in izinden giderek merhameti, inşa etmeyi, dönüştürmeyi öğrenmiş ve bunu hayatın içinde meşk ettirmiştir. İnsan eşref-i mahlukattır, Allah’ın kendine muhatap kıldığı şahsiyettir. Bütün bu vasıflara kavuşmamızın yegâne sebebi Hz. Muhammed’dir (s.a.s.).

Peygamberimiz, kuşu ölen çocuğa baş sağlığına gitmiş; yolun ortasındaki yeni doğmuş yavru köpekler ürkmesin diye ordusunun güzergahını değiştirmiş; hırkasında uyuyan kedicik rahatsız olmasın diye hırkasının o kısmını kesmiş; yetim yavrucuk üzülmesin diye ona babası-ailesi olacak kadar yakın olmuştur. Efendimiz (s.a.s.) hayatın içinde ekmel olan yaşam kılavuzumuzdur. Biz böyle düşünmeyi nereden bilecektik, merhameti, sevgiyi nasıl talim edecektik? Allah müjdelemeseydi, habibine yakınlaşmanın dertlilere deva, hastalara şifa olduğunu nasıl öğrenecektik?

O (s.a.s.) kimseye benzemezken herkesin ona benzemek istediği bir sultan olarak, ümmet-i Muhammed’e lutfedilmiş en güzel hediyedir.

Mahmud Celaleddin Efendi’nin sülüs hattıyla yazmış olduğu Arapça ibareye bakalım:

Muhammedün beşerun lâ ke’l-beşer
Bel hüve ke’l-yâkûtü beyne’l-hacer

Muhammed aleyhisselam insandır fakat sıradan bir insan gibi değildir
Onun insanlar arasındaki kıymeti yakutun taşlar arasındaki kıymeti gibidir.

Tahta Kılıç

Önceki içerik

12.000 Yıllık Medeniyet Diyarbakır

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv