Güncel

Değersizsiniz!

1

Eylül ayının gelmesiyle beraber neredeyse iki senedir kapalı olan okullarımız nihayet açılabildi. Gerçi her gün yükselen vaka sayılarıyla ne kadar açık kalacak bilmiyoruz ama hayatın normal akışına dönebilmesi için yine de sağa sola koşturmaya devam ediyoruz.

Bu hazırlık ve başlangıç döneminde değişen mevsimlerle birlikte üzerime ölü toprağı serpilmişcesine bir süre durgunluk dönemi yaşasam da, sokaktan taşınmak ve dostlardan ayrılmak istemeyişimden olsa gerek şöyle bir bismillah diyerek ayağa kalkmaya çalışmanın boynumun borcu olduğunu düşünüyorum. Neyse ki Allah’ın sevgili kuluyuz; üzerimizden illet, kıllet, zillet eksik olmuyor. Öyle diyor ya Hayati hoca; “Allah sevdiği kuluna kırk gün içinde şu üçünden birini verir: İllet, kıllet, zillet/Hastalık, fakirlik, itibarsızlık; yani itilip kakılmak. Üçünden birini kırk gün vermediyse sen o zaman kork.”
Elhamdülillah korkmaya gerek yok dostlar, kaldığımız yerden deryaya dalalım vira bismillah.

Dedik ya okullar açıldı.
-Kime?
– Çocuklara.
-Yok efendim okul zili bizim için çaldı aslında. Haydi veliler okulaaaa!

Daha dakka bir gol bir hep beraber okulun kapısına yığıldık. Ne içerdekilere müsaade ettik okuldan çıksın, ne dışardaki öğrenciler içeri girsin. Yahu daha sıraya girmeyi bilmeyen, karşısındakine saygı göstermeyen insanların çocuklarına öğretmenlerin sihirli değnek dokundurarak ne öğretmesini bekliyoruz? Kapıda herkes birbirine soruyor, öğretmen iyi mi? -İyi. Neye göre iyi, kime göre iyi, hangi kıstasa göre? Mihenk taşımız nedir?

Eskiden eğitim anne karnında başlar derlerdi de inanmazdık. Sonra işittik ve dahi tecrübe ettik ki henüz babanın sulbündeyken başlıyor; sonra sülale, okul ve toplum içerisinde o terbiye şekilleniyormuş. Bugün eğitilmiş zannettiğiniz bir çok unvan sahibine bakıyorsunuz ki büyüttüğü ilmi falan değil ancak kendi egosu. İnsanları okul tahsiline, aldığı maaşa, mesleğine göre değerlendiriyor. Gerçi bu “değerlendirme” kelimesine kafayı takmış biri olarak korkarak kullanıyorum. İnsan zaten değerlidir, Allah Teala en değerli varlık olarak insanı yaratmıştır. Onu terbiye ederek, Allah tarafından sevilmediği Kur’ân’da ve hadislerde bildirilen huy ve davranışların tozunu üzerinden silkeleyerek, cilalayıp parlatarak ancak değerini artırırsınız. Çoğu yazımızda buna değinmeye gayret ediyoruz. İnsan madde ve mananın beraber bulunduğu kompleks bir yapıdır. Yalnız madde yönünü görerek iş bitmiyor; yani karnını doyur, üşütmesin diye giydir, pişmesin diye çıkar, dinlensin uyusun da büyüsün diye erkenden yatır… Hayır ebeveynlik ve eğitim kesinlikle bundan ibaret değil. O insanın bir mana yönü var ki zaten maddesi bile bu mana sahasına hizmet etsin diye yaratılmıştır.

İnsan kendisinden bir bakıye olsun diye, neslin devamı için çocuk ister, bu onun fıtratında vardır. Fakat bazı aileleri duymuşsunuzdur, yaşlanınca kendilerine baksın diye çocuk dünyaya getirirler. Böyle düşünmeleri kendi kuruntuları, vehimleridir. Belki ebeveyn yaşlanmadan ölür, çocuk kalır. Çocuk doğru terbiye görmez yanlış yollara sapar, anne babasını sokağa atar, hayırsız çıkar. Hayatın insana ne getireceği hiç belli olmaz. O sebepten biz hayatı kendi vehimlerimize göre yönetemeyiz. Ne geçmişin üzüntüsü ne geleceğin kaygısı bizi yolumuzdan alıkoymamalı. Dün geçti, yarının geleceğinden ise şüpheliyiz elimizde yalnızca “şimdi, şu an” var.

Yaşamı ancak Hay olan Allah’ın bize bahşettiği şeylerle “hayat” haline getirebiliriz. İlim de Allah Teala’nın bize emrettikleri, Efendimiz aleyhisselatu vesselamın öğretip tavsiye ettiklerini uygulamaya sevketmesi; insanın ilk başta kendisindeki madde ve manaya değer/hakk vermesi, daha sonra da çevresindeki her canlıya saygı ve sevgi göstermesi, zarar vermemesi, topluma faydalı bir fert olabilmesi içindir. İnsanın egosunu büyüten, onu saygısız, sevgisiz, başkalarını ezerek, üzerek her şeyi parayla/maddeyle ölçmesine sebep olan bir şey ise ilim olamaz.

Şöyle bir şarkı düştü hatırıma yazıyı yazarken; Altın çamura düşse değerin kaybeder mi? Tenekeyi parlatsan çeyrek altın eder mi?
Hepimizi değerli yaratmış Allah. Değersizsiniz diyenlere kulaklarınızı tıkayın. Değer Sizsiniz. Ama eğitim şart. 🙂

Yıldızname
Sayılmayız parmağ ile Tükenmeyiz kırmağ ile Taşramızdan sormağ ile Kimse bilmez ahvalimiz. Erenlerin çoktur yolu, Cümlesine dedik beli; Gören bizi sanır deli, Usludan yeğdir delimiz Tevhid eden deli olmaz Allah deyen mahrum kalmaz Her seher açılır solmaz Bahara erer gülümüz.

    Hattat Halim Efendi

    Önceki içerik

    Melahat Abla ve Asude

    Sonraki içerik

    1 Yorum

    1. Yazının sonu güzel geldi 😁 Ama eğitim şart 🙂

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Arşiv