Âb-ı Hayat

Hz. Ali: Husûsî Dost

1

Bedir’de 25 yaşlarında yiğit, mert, aslan gibi bir delikanlı,  Allah ve Resûlunden sonra müminlerin dostlarındandı.

Allah yolunda cihad eden, Bedir ashabının önde gelenlerindendi. Kureyşli müşriklerle teke tek çarpışan üç kişiden biriydi.

Bedir zaferinden sonra ona bir deve, bir kılıç, bir kalkan, bir de Esedullahi’l-Gâlib //Allah’ın galip gelen aslanı lakabı verildi.

Hz. Osman’ı (r.a.) korusun diye cennet gençlerinin efendileri Hasan ve Hüseyin’in canını ona siper eden son halife. Hz. Osman’ın kapısında nöbet beklerken isyancıların okuyla yaralanan Hz. Hasan’ın babası. Tüm çabasına rağmen Hz. Osman’ın şehadetine mani olamayan, İslam tarihinin en zor yıllarının tanığıydı Hz. Ali (k.v.).

Kur’an-ı Kerim Hz. Ali’den bahsetti.

Çünkü O; mallarını gece ve gündüz, gizli ve aşikâr hayır yolunda harcayanlardandı. Rabbinin katında mükafatlara kavuşmak, korku ve üzüntüye uğramamakla müjdelendi. Yüce Allah ehl-i beytin günah kirini gidermek ve onları tertemiz yapmak istediğini ayetiyle haber verdiğinde, Resulullah’ın (s.a.s.) Hz. Ali’yi ve aile fertlerini çağırıp, “Allah’ım bunlar benim Ehl-i Beyt’imdir.” buyurduğu müjdelenen ev halkındandı.

Allah’ın rızasını kazanmak için kendini feda etmekten kaçınmayan, namazı dosdoğru kılan ve zekâtı veren, iman edip sâlih ameller işleyen, Rahmân’ın sevgisine mazhar olmuş yüce bir şahsiyetti Hz. Ali (k.v.).

Allah Resûlü’ne çocuklardan ilk îman eden insandı. Duyduğunu unutmayan, kuvvetli bir hafıza ve idrak gücüne sahip olan Hz. Ali, kavmi için hidayet yolunun rehberi olmuştu.

Cennet ehline “selamun aleyküm!” diyerek selam verdiğinde o selamı alanlardan olmak bize de nasip olur mu bilmiyoruz.

Hz. Ali’nin “Zülfikâr” adında meşhur bir kılıcı vardı. Ucu iki çatallıydı. Uhud’da gösterdiği üstün cesâret ve fedâkarlık sebebiyle Resûlullah Efendimiz’in (s.a.s.) hediyesiydi.

Hz. Ali; Resûlullah’ın hicreti esnasında O’nun yatağına yatarak müşrikleri oyalayan ve evinde bulunan emanetleri sahiplerine teslim edendi.

Hz Fatıma’ya (r.a.) hicretinde refakat eden,

Peygamber-i Zişanı vefatında yıkayan, kefenleyen ve kabri şerifine indiren O idi.

Hz. Peygamber, Hendek’te Hz. Ali’nin Amr ile karşılaşmasına müsaade edince ona kendi kılıcını kuşandırmış, kendi zırhını giydirmiş ve sarığını onun başına sarmıştı.

“Allah’ım ona yardımını ihsan et ! Allah’ım! Bedir günü benden Ubeyd’i, Uhud günü de Hamza’yı aldın. Ali ise benim kardeşimdir ve amcamın oğludur. Beni yalnız başıma bırakma! Sen vârislerin en hayırlısısın”

diyerek dua etmişti.

Hayber gazvesinde fetih için son hamleyi yapan da Hz. Ali (k.v.) idi.

O ’nun Peygamberimizin katındaki derecesi, Hz. Hârun’un Hz. Mûsâ’nın yanında vezir ve yardımcı olması durumuna benzetildi.

“Allah ve Resûl’ünü seven, Allah ve Resûl’ünün de kendisini sevdiği” Hz. Ali, Hayber günü Hz. Peygamber’in çok az sahabeye nasip olan şu iltifatına mazhar olmuştur:

“Sen bendensin, ben de sendenim.”

Peygamber Efendimiz onun için “Sen benim kardeşimsin” buyurmuştur.

“Sen benim safiyyim (hususi dostum), emînimisim (kendisine güvenilen, vefalı kimse)”

buyurmuştur. Resûlullah (s.a.s.) her müminin velîsidir, Hz. Ali de (k.v.), Resûlullah’ın (s.a.s.) velîsidir.

Yemen’e giderken hüküm vermek üzere Allah resûlunden güç alan,

Kalbi Allah tarafından îman için saf hâle getirilen, böylece  kalbi safâ bulan, iman ziyneti ile kuşatılandı.

Hz. Resûlullah Efendimiz, Vedâ Haccı dönüşü Gadîr-i Hum denilen yerde konaklayınca, sahâbelerine seslenerek Allah’ın kitabı ve Ehl-i Beyt’ini emânet ettiğini söylemiştir.

Allah’ın kendisinin, kendisinin de müminlerin dostu olduğunu belirten Hz. Peygamber, Hz. Ali’nin elini tutup kendisini dost edinenlerin Hz. Ali’yi de dost bilmelerini istemiş ve şöyle duâ etmiştir:

“Allah’ım, bunu seveni sev, buna düşman olana sen de düşman ol!”

“Ona yardım edene yardım et.”

Yazının Nesih Hâli

Önceki içerik

1 Yorum

  1. ❤️❤️

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv