Edebi-Tarihi

Murâbıt

2

Murâbıt, hayatını rabıta üzerine kurmuş, kalbini Allah (c.c.)’a bağlamış kimse anlamına gelir. Arapça “rabata/(ip ile) bağladı” fiil kökünden türemiş bir isimdir.

Tarihte müslüman devletler, sınırlarına ve özel stratejik noktalarına ribat adı verilen yapılar inşa etmişlerdir. Bu binalar, medrese görevi gören, ilim tahsil edilen yapılardı. Mesela, Selahaddîn Eyyûbî Kudüs’ü fethedince burada yer alan Kamame Kilisesi’ni ve Akkâ’daki Hospitalier Sarayı’nın bir bölümünü ribat olarak sûfîlere vakfetmiştir. İşte bu ribatlar, bir yandan mücahitlerin yani savaşçı dervişlerin konakladığı kale mahiyetindeyken diğer yandan da ilim halakalarına hizmet ediyordu. Murâbıtlar, bu ribatlarda hem müslüman halkı korumak üzere düşman askerlerine karşı nöbet tutarlar hem de ilim meclislerinde bulunurlardı.

Günümüze gelecek olursak, bugün Kudüs’te Mescid-i Aksa’da eli silahsız yüreği imanlı murâbıtlar nöbet tutuyor. Üstelik çoğu da kadınlardan ve gençlerden oluşuyor. Erkek nüfusun çoğuna Mescid-i Aksâ’ya girme yasağı verilmiş işgalciler tarafından. Geçim derdi de olunca, erkekler ne kadar isteseler de çoğunluğu Mescid-i Aksâ’da devamlı bir şekilde bulunamaz olmuşlar. Bu nedenle bu görevi 2005-2006 yıllarından bu yana kadınlar üstlenmiş.

Mescid-i Aksâ’ya siyonist baskınları artınca, Mescid-i Aksa’yı korumak amacıyla Filistinli müslümanlar iki proje üzerine yoğunlaşmış. Birincisi “Beyarik Seferleri” projesi; ki bu proje kapsamında Kudüs’ün farklı köylerinden, 48 toprakları denilen bölgesinden ve Batı Şeria’dan müslümanları Mescid-i Aksâ’ya ücretsiz taşıyorlar. Bu proje sayesinde Mescid-i Aksâ’nın boş kalmasının önüne geçilmesi hedefleniyordu ama yeterli değildi.

İkinci proje, “ilim halkaları” projesi ya da diğer adıyla “Murabıtûn hareketi”. 2010 yılında erkekler tarafından başlatılan bu proje 2011 yılında yukarıda bahsettiğimiz erkeklerin çoğuna getirilen mescide giriş yasakları ve gözaltı olaylarından dolayı “Murabıtât hareketi” olarak kadınlara devrolunmuş. Bu hareket sayesinde müslümanların Aksâ’daki yoğunlukları artınca, Aksâ’nın hürmetini çiğnemeye çalışan Yahudi yerleşimciler de yalnızca siyonistlerin kontrolündeki kapıdan girmeyi başarabilmişler. İlim halakalarında aktif bir şekilde Kur’an-ı Kerim ezberlenmekte ve tefsir, hadis dersleri verilmekte. Dersler sabahtan başlıyor ve öğleden sonra ikindi vaktinde tamamlanıyor. İkindiden sonra kadınlar evlerine dönüyorlar. Sadece Kudüs’ten değil, Filistin’in diğer şehirlerinden de gelen murâbıtalar mevcut.

Aşırı sağcı yahudi yerleşimcilerin Aksa’ya ve sakinlerine hürmetsizlik etmelerine, sürekli mescidin etrafında dolaşmalarına engel olmak için, sadece “Allahu Ekber” diyerek tekbir getirmeleri yetiyor; çünkü korkmak için isbât-ı vücûd eden murâbıtları görmeleri yeterli. Tekbirleri duymak onlara daha büyük korku veriyor ve uzaklaşıyorlar. Kısaca Murâbıtların silahları imanları, ellerindeki mushafları ve ağızlarındaki tekbirler.

Bildiğiniz üzere Yahudi yerleşimciler Rahmet kapısını gece gündüz gözetlerler. Çünkü Yahudilere göre Kıyamet Günü’nde sırat köprüsü Zeytin Dağı ile Kudüs eski şehir arasına kurulacağı inancıyla Mesih’le birlikte Rahmet Kapısı’ndan şehre girecekleri düşüncesi onların inancına göre önemlidir. Fırsatını bulduklarında Aksâ’nın içine girip, Rahmet kapısının önünde durup yüzlerini Kubbetü’s-Sahra’ya çevirip dua etmeye başlarlar. İşte onların bu hürmetsizliklerini, ellerinde mushaflarıyla gelip Kubbetü’s-Sahra ile onların aralarına giren murâbıta kadınları engellemektedir. Çünkü hem elindeki mushafları hem de kadın oluşları onların ibadetlerini bozuyor, inanışlarına göre. İbadetleri yerine gelmemiş oluyor. İşte bu sebeple Kubbetü’s-Sahra, kadınların mücâhede mevzii olmuş durumda. Yahudilerin hürmetsizliklerini böylece püskürtüyorlar.

Anlatınca kolay gibi gelebilir; gidip sadece durmak bütün gün oturmak gibi düşünmeyin sakın. Çünkü 2011 yılından beri devam eden proje, İsrail tarafından gözlemlendikten sonra tehdit unsuru bulunduğu için 2014 yılında Mescid-i Aksa’nın içindeki müslümanların üzerlerine gaz ve ses bombaları ile müdahale edilmeye başlandı. Ne erkeğine, ne kadınına, ne çocuğuna, ne yaşlısına, ne ağacına, ne taşına, ne yapısına, ne tarihine saygı göstermek şöyle dursun; bombalamayı kendilerince hak olarak görüyorlar. Televizyonda “Mescid-i Aksâ’da Filistinli kadınlara saldırdılar”, diye çıkan haberlerdeki kadınlar bu murâbıt kadınlardır.

2015 yılında İsrail, murâbıt öncülerini ve katılımcılarını tespit etmiş; 55 i kadın olmak üzere birçok Filistinliyi kara listeye almıştır. Murâbıtlara 1 aydan 6 aya kadar Mescid-i Aksa’ya girme cezası verilmiştir. Üstelik daha zalim oldukları da oluyor. 2015 yılında Yahudilerin önem verdiği birisi Mescid-i Aksâ’yı ziyaret edeceği zaman, Müslümanların mescide girişini sırf o kişi için tamamen yasakladıkları da olmuştur. Yasağa rağmen mabedine giren murâbıtlara da hapis cezası verilmiştir.

Bugün murâbıtlar Mescid-i Aksa’yı siyonistlerden korumak üzere her gün ilim halakalarında nöbet tutuyorlar; kara listeye alınma, gaz ve ses bombaları ile saldırıya uğrama tehlikesi ile her gün karşı karşıyalar. Bu yüzden dünyadaki tüm Müslümanların Aksâ’yı savunmaya gelmelerini, Aksâ’ya karşı sorumluluklarını yerine getirmelerini bekliyorlar.

‘Biz Kudüs’ün sahibi değiliz. Biz yalnızca Müslümanlar adına Mescid-i Aksâ’da nöbet tutanlarız. Müslümanların burayı işgalcilerin elinden fethedeceği günü bekliyoruz’ diyorlar. Sen de murâbıt mısın?

Guguk Kuşu

Önceki içerik

Bedava Seyahat

Sonraki içerik

2 Yorum

  1. Subhanallah….

  2. Rabbim kuvvetlerini daim eylesin.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv