Edebi-Tarihi

Nutuk Haklamak

0

“Nataka, Yentıku, Nutk/Mantık…” Arapça 2. baptan mastar olan ve mantıkla da aynı kökten gelen nutuk kelimesi, sözlükte ölçüp biçerek, düşünerek söz söylemek, konuşmak, bir topluluğa etkili bir şekilde hitap etmek, idare etmek gibi anlamlara gelir. TDK’ya baktığımızda nutuk için “söz, konuşma, söylev” anlamları verilirken “Nutuk Atmak” veya “nutuk çekmek” şeklinde şöyle olumsuz bir anlamda çıkar karşımıza: “Uzun, sıkıcı bir konuşma yapmak veya özden yoksun bir söylev verme.” Yine TDK’da “nutuk vermek” bir konuda özel olarak hazırlanıp konuşmak anlamında kullanılır.

Peki “Nutuk aklanır mı haklanır mı?” Konuşmanın hakkını vermek anlamına gelen “nutuk haklamak” tabiri, şifahi kaynaklardan edindiğimiz bilgiye göre Rumeli tarafından bir meşayıhın tabiriymiş. Zamanla kulaktan kulağa yayılınca “nutuk aklamak” oluvermiş. Mehmet Zeki Pakalın’ın Tarih Deyimleri Sözlüğü’ne baktığımızda ise karşımıza “nutuk haklamak” olarak çıkan bu tabir için, şeyh sözünü yerine getirmek anlamında daha çok Bektaşiler arasında kullanıldığı bilgisi yer alır ve şöyle bir dörtlük çıkar karşımıza:

Sırrını keşfetme sakla/ Çıkarma ağzından bakla
Şeyhinin nutkunu hakla/ Dervişlikte yol böyledir (Lâ-Edrî)

Nutuk deyince, nutkun hakkını vermek deyince aklımıza ilk gelmesi gereken hiç şüphesiz Hazret-i Peygamber’dir (s.a.s.). Bakınız ayet-i kerimede ne buyurulmakta:

وَمَا يَنطِقُ عَنِ الْهَوَى * إِنْ هُوَ إِلَّا وَحْيٌ يُوحَى

O hevadan (arzularına göre) konuşmaz. Onun buyurdukları ancak, bildirilen bir vahy iledir.(Necm, 53/3-4)

Bir başka ayet-i kerimede ise şöyle buyrulur:

وَلَا نُكَلِّفُ نَفْسًا إِلَّا وُسْعَهَا وَلَدَيْنَا كِتَابٌ يَنطِقُ بِالْحَقِّ وَهُمْ لَا يُظْلَمُونَ

Biz herkese ancak gücünün yeteceği kadar yükleriz. Katımızda gerçeği söyleyen bir kitap vardır; onlar haksızlığa uğratılmazlar.(Müminun, 118/62)

Tekke edebiyatının başlıca nazım türleri arasında da yer alan nutuk, mürşitlerin müridlere tarikat adabını aktarmak amacıyla söyledikleri şiirlerdir. Derviş Yunus, bir nutk-i şerifinin ilk mısralarında şöyle buyurur:

Aşkın ile âşıklar yansın yâ Resûlallah
İçüb aşkın şerâbın kansın yâ Resûlallah

Aşkıyla yanılası, nutkun hakkını vermesiyle bizler için “üsvetün hasenetün1 yani “güzel bir örnek” buyrulan, ahlakı Kur’an olan Efendimiz’in (s.a.s.) Veda Hutbesi’ndeki sözlerinden bir kesite yer vererek hakkını vermeye çalışalım:

Ey müminler! Size iki emanet bırakıyorum. Onlara sımsıkı sarıldığınız takdirde bir daha asla yolunuzu şaşırmazsınız. Bunlar Allah’ın kitabı Kur’an’la peygamberinin sünnetidir.

1 Ahzab, 33/21.

Hikmetiye Camii

Önceki içerik

Mobilyalarınız Ne Kadar Eski?

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv