Sosyal

Siz Kimsiniz?

0

Şu son paragrafı da okuyayım, bakayım saat kaç? Saat 18’e 15 var. Başımda tam olarak şöyle bir sızı: tamam bir çay iç artık, vakti geldi. Çay ocağı kapanmak üzere, gidip kütüphanenin son demliğinin çayını içeyim. E tabi bahçede turlamadan da olmaz.

Birinci tur. Hava nasıl da güzel, çiçekler açmış. Ağaçlar sonbaharın gelişini afişe ediyor, oraya buraya dökmüşler yapraklarını. Ya hu neden ters yöne dönüyorsunuz sevgili kütüphane okuyucuları? Ters, yani saat yönüne göre dönünce bana ters geliyor. Umrede kalp yönünde dönüyoruz, şu ortadaki yer sanki Kabe, ben de tavaf halindeyim, bazen böyle hissediyorum. Neyse, bu bisikletli minik kız da kim? Yaklaşıyor, gülümsedi. Tanışmıyoruz, olsun ben de gülümseyeyim.

İkinci tur. Evet şimdi gelelim gündemimize. Sevgili zihnim, şimdi bu tavafta hangi meseleyi hallediyoruz? Şu bir aydır sürekli kavga ettiğimiz mesele mi? Bence artık bu meseleyi bırakmalıyız, yorulmadık mı?

Acaba Ömer hocalar bir yürüyüş esnasında ne düşünüyorlardır? Varlık olarak bir varlık oluşumuzun, bardak olarak bir bardak olan bu bardaktaki çayı yudumlaması… Neyse, ciddileşelim. Aha yine bisikletli kız, yine gülümsüyor, gözlerimin içine bakarak. Maşallah ne tatlısın küçük kız, kalpten gülümsetiyorsun beni.

Üçüncü tur. İnsan soru sormaya başlayınca, cevaplar da verilmeye başlıyormuş. Sonra yeni sorular, yeni cevaplar. Son üç aydır ise mütemadiyen soru soran bir zihne dönüştün, bu turda hangi soru peşinde koşacağız?

Bir derste hoca sınırları aşmaktan bahsetti. Sınırları aşınca, o sınırlar içindekini daha iyi anladığından insanın. Bir nevi uzaklaşmak bu, görüş alanını genişletmek. Bir şeyi kuşatmak demek, onun sınırlarını da çizmek demek değil midir? İnsanın bir şeyi kapsayabilecek, kuşatabilecek bir hale gelmesi onun sınırlarına temas edebiliyor ama bu sınırların dışında olmasını gerektirmiyor mu? Hızlandım mı ne? Küçük kız, yine tatlı gülümsemesi ile gözlerime bakarak geçti. Tanışık da değiliz ki, acaba kimsin sen?

Dördüncü tur. İnsan kıymetini nerden alır? Bu sorunun peşinde turlar atıyorum bir müddettir. İnsanların sevgisinden mi, yeteneklerinden mi, eğitiminden mi, güzellinden mi, ahlakından mı, ailesinden mi, banka hesabındaki 1’in yanındaki 0’lardan mı?

Bir insana neden kıymet vermeliyim, onu hakikaten kıymetli yapan nedir? Yahut insan nasıl kıymetlenir, nasıl kıymetten düşer? Yalnızca varoluşumuz mudur bizi kıymetli kılan, yoksa bu varlığımıza eklenen birtakım şeyler mi onu kıymetli kılar? Herhangi bir insanın bir kimseye belli sebeplerden ötürü kıymet vermesi ile, varlığın hakikatini idrak etmiş bir kimsenin o kimseye kıymet vermesi arasındaki fark nedir?

Bir kimsenin bize verdiği kıymeti arttırmak mıdır mesele, yoksa insan varlığının bizatihi kendisinin kıymetli olduğunun bilinci ile o varlığın tekamülü için gayretini ortaya koyması ile mi kıymetlenir? Yahut varlığının sahibine olan yakınlığı ile mi, bu yakınlığı mümkün kılan vesilelere meyli ile mi? Onun kıymeti ile benim kıymetim arasındaki fark nedir? Yine kocaman bir gülümseme, bi’ de hızlanıyor yanımdan geçerken. Bisikletimi özlediğimi hatırlattın bana küçük kız, Almanya’yı, tarlalara nazır yollardaki yürüyüşlerimi…

Beşinci tur. Bu kıymet meselesini neden anlamak istiyorsun acaba? İnsan kendisinin kıymetini anladığında, bununla tatmin olduğunda kendi sınırlarını mı aşıyor? Kendisini kuşatıp, kendisine dair idraki mi artıyor? Sınırlarımız sabit değil, her an genişleyen, her yeni bağ ile değişen, dönüşen varlıklarız. Peki bu varlığın bir sabitesi var mı? Değişmeyen, kıymetinden bir şey almayan, bir şey eklemeyen? Sınırlarının genişlemesiyle o kıymete dair idrakin mümkün kılındığı ama o kıymette bir şeyleri değiştirmeyen bir sabite?

İnsan kendi kıymetini nasıl bilebilir? Bunu kibirden ayıran nedir? Kendinden razı olmak, ona ikram edilen nimetlerden razı olmak bu kıymet bilincinin neresinde? Bunu anlamak, insanın kendisini bilmesiyle mi ilgili? Bu biliş tam olarak neye dair? Ben kimim, benim kıymetim nereden, beni kuşatan ne? Merhaba, size bir şey sorabilir miyim? Tabi. -Bisikletli kız, bu defa gülümsemesine sözleri de eşlik ediyor.- Şey, siz kimsiniz?

“Siz kimsiniz, siz kimsinizzzz, sizzz kimmsinizzz?” yankılanıyor bu soru zihnimde. An bir ayna ve bu küçük kız ona bir taş savurdu. An binbir parçaya bölündü, her bir parçasında bu soru tekrarlanıyor.

Ben kimim?

Kimim ben?

Karaköy Yeraltı Camii

Önceki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv