Edebi-Tarihi

Teennî

0

Şirket çalışanlarına liderlik vasıflarına sahip olmak, ekip bilincini geliştirmek, takım çalışmasına bağlı olarak verimliliği arttırmak veya girişimcilik gibi konularda destek veren gerek kişisel gelişim uzmanlarının gerekse psikolog ve sosyologların seminerlerinde ya da bire bir danışan görüşmelerinde ilk söyledikleri sözlerden biri şudur: “Yavaşlayın.”

Çünkü insanoğlu acelecidir. Bedeni koşmasa da hayali, zihni ve ruhu koşar. Zihin ya da ruh ışık ise beden sestir. Arkadan gelir. Bu özelliğini kontrol edemeyen insanoğlu “acele etme hastalığı”na yakalanır.

İşte kişinin çevresine etraflıca bakması ve olan biten hadiseleri detaylıca düşünmesi, doğru adım atmaya ya da yön değiştirmeye karar verirken acele etmeden ihtiyatlı davranmasına eskiler teennî demiştir.

Teennî, Arapça “enât/sabır, acele etmeme, yumuşak adımlarla tedbirli olma hali, tahammül” anlamına gelen isim kökünden türemiş bir fiildir. Bir işi, bir kararı aceleye getirmeden, her aşamasının olgunlaşmasını sabırla bekleyerek, doğru kararı vermek üzere temkinli davranmak anlamına gelir.

Hep daha fazlasını isteyen, hırsa kapılan insanoğlunun acelesini besleyen sosyal medya “daha çok, daha fazla, daha hızlı” şeklindeki teşviklerle dolu. Maalesef yapılan işte acele etmenin, sonuç elde etmekten daha fazla ön plana çıktığı bu sanal ortamın kurbanı oluyoruz hepimiz.

İş adamlarının biyografilerine baktığımızda bazen “Acele etmeyi verimlilik ile karıştırmışım.”, “Sonuç odaklı çalışmadığım için, işin sonunu doğru göremedim.” gibi pişmanlık sözleri görürüz. Hatta bazıları öyledir ki, çalışma performansını uzun süre en üst seviyede tuttuktan sonra vakti geldiğinde oluşan bedenî rahatsızlıkları onu zoraki olarak yavaşlatmıştır. Belki ani gelen bir panik atak, belki bir ağlama krizi ya da daha başka rahatsızlıklar… “İşte o an anladım, hayat çok değerli!” diyen bir sürü insan... Buradan anlaşılıyor ki, farkındalığı kazanmanın en önemli adımı yavaşlamak yani teennîdir.

Her anını “acil” düşüncesiyle geçirmenin panzehiri olarak psikologların verdiği ilaç olan teennî, ister inanın ister inanmayın, gelişme-tükenme arasındaki farkı oluşturan tek olgu ve başarıyı yakalamanın en önemli silahıdır. Bakıyor ama göremiyorsanız herhangi bir yöne gidemez, yürüyüş bandındaymış gibi aynı yerde yürür durursunuz. Bu noktada teennî, durup düşünmeyi ve yanlış yöne gidip gitmediğimizi anlamayı sağlar, bedeninizdeki saklı enerjiyi sarf edeceğiniz yeri seçerken en doğru kararı vermenizde yardımcı olur. Nefes aldığınız sürece verdiğiniz yanlış kararı değiştirmeye muktedîr olabilirsiniz. İstediğiniz hayatı kurmak için belki de kendinize şu sorunun cevabını vermiş olmalısınız: Acele etmek, tüm bu maddî ve manevî emeğime değecek mi?

Aslında herkes kabiliyeti ölçüsünde kendini dinlemeyi başarabilir.

Teennî, duygularımızı tanımayı, onları dinlemeyi sağlar. Duygular bize rehberlik eder. İçimizde ya da çevremizde neler olup bittiğine ve bunlara en iyi nasıl yanıt vereceğimize karar vermemiz için bize bir nevi seçenekler listesi çıkartır. Hissettiği duygularının farkında olan ve onları yönetebilen insanlar, bu duyguların kötü davranış ya da eylemleri tetiklemelerine izin vermezler ve gerekli önlemleri alırlar. Bu ise huzur ve başarıyı getirir.

Duygularla ilgili derler ki: Eğer adlandırabilirseniz, onu evcilleştirebilirsiniz. Yaşadığınız duyguları ancak teennî ile, yani yavaşlayarak hissedebilir ve anlamlandırıp onları isimlendirebilirsiniz. Bu sayede duygularınızı işleyişe dönüştürürken onların sizi daha doğru yönlendirmesini sağlayabilirsiniz. Daha önce de söylediğimiz gibi, acele ile karar vermektense olgunlaşan koşullarda teennî ile karar vermek insanı başarıya ve huzura götüren anahtarlardan biridir. 

Fobi mi Kin mi?

Önceki içerik

Dünya Dedikleri

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv