Âb-ı Hayat

Tövbeni Çaldırma

8

Esmaü’l-hüsnayı anlamaya gayret ederken iki sorunun cevabını netleştirmek bu yolculukta elimize çizgileri daha net bir harita verebilir: Birincisi Allah (c.c) nasıl bilinir? İkincisi esmalar Allah’ın (c.c) zatî özelliklerini tüm yönleri ile açıklar mı?

Allah’ın (c.c) isimlerini kendi ulûhiyetine (ilahlığına) göre anladığını iddia etmek, esmaü’l hüsnanın kendi zatındaki tecellilerini bilmek mümkün değildir. İsimleri ve ayetleri düşünürken insan olduğumuzu unutmadan düşünmek gerekir. Allah Teâlâ bizzat kendi yaşadığımız âlemden bu içtenlikle, samimi bir bağ kurarak onu bulmamızı istiyor. Bunun için bize isimlerini ayetlerde örnekler verdikten sonra bildiriyor. Bizler de esmaları incelerken bu noktayı aklımızda tutmaya gayret edelim. Bu minvalde bu hafta el-Afüvv (c.c) ism-i şerîfini anlamaya çalışacağız.

el-Afüvv ism-i şerîfi “âfiye” kelimesinin çoğuludur. İlk anlamı fazlalık ziyade olmak, çoğalmaktır. Bir diğer manası ise silen, zâil eden, yok edendir. Günahları mahveden, silen manasına baktığımızda el-Gafûr (günahları örten) ismine yakındır fakat af ile günahın kökünden kazınması manasını oluşturulur.  Denilmiştir ki affetmek, bir şeyin üstünü örtmekten daha iyidir çünkü affetmek olumsuz tutum ve davranışı tamamen siler.  Böylece anlaşılır ki Allah (c.c) af ile muamele ettiği  kulların günahlarını hafaza meleklerinin defterinden sildiği gibi onların kalbinden de siler ve o günahı meleklere dahi unutturur.

Kur’an-ı Kerim’de Nisa Suresinin 97-98 ve 99.  ayet-i kerîmelerinde meâlen kendilerine yazık etmekte (zulm etmekte) iken ölen kullara hitaben, “neden böyle öldünüz, Allah’ın arzı geniş değil miydi?” diye soran meleklere “biz zayıflardandık hiçbir yol ve çare bulamadık” diyen kullar için kullanılan bir ism-i şerîfdir el-Afüvv (c.c). Diğer ayetlerdeki kullanımına baktığımızda da  el-Afüvv ism-i şerîfinin yine çaresizlik içerisinde olan kulları bağışlamak için kullanıldığını görüyoruz. Hemen arkasından  merhametinin baskın olarak bildirildiği güzel isimlerin gelmesiyle insana verilen kıymeti fark ediyor ve birbirimize muâmelede, toplum içerisinde karşılaştığımız sorunlar veya hoş göremediğimiz hadiselerde nasıl davranmamız gerektiğini açıklıyor.

Bize göre yanlış tutum içinde olduğunu düşündüğümüz bir kişinin hangi halden ötürü  o fiili sergilediğini bilemeyiz. Hal bu iken ilk etapta biz kendimizi o kişiye karşı kötü zan oluşturmaktan uzak tutmalıyız. Kişilerin içinde bulunduğu yanlışlığı yüzlerine devamlı surette vurup onları toplumdan dışlayarak değil Allah’ın (c.c) çaresiz kullar için verdiği el-Afüvv ruhsatını hatırlayıp hiçbir yolu kalmamış insanların yaptıkları fiilleri el-Afüvv ismini tefekkürle silerek topluma kazandırmayı bilmeliyiz.

Bu isimde dikkat çekilen diğer önemli mevzu ise şudur: el-Afüvv ism-i şerîfinde kul affedilir fakat kulluğun sorumluluğu üzerinden kaldırılmadan affedilir.  Zira el-Afüvv ism-i şerîfinin hemen ardından er-Rauf, er-Rahim, el-Gafûr (c.c) isimlerinin gelmesi rastlantısal bir durum değildir. Bu isimlerin birbiri ardınca gelmeleriyle Rauf ve Rahim olan Allah (c.c) adeta kuluna hitaben “Seni affettim ama kulluğumdan atmadım. Sana acıdığım için değil seni sevdiğim için affettim. Bu nedenle sen kulluğunun gereğini yerine getirmeye devam et.” demektedir. O halde bize düşen, af ve mağfiret dilemek, tövbe istiğfara devam etmek ve Allah’tan ümidimizi kesmemektir. Rabbimize geri çağırılmadan önce  kendimizi tövbe suyunda yıkayıp, “hiçbir günah Allah Teâlâ’nın merhametinden büyük değildir” diyerek kuluna her daim tövbe kapısını açık bırakana sığınmalı, düştüğümüz yerden kulluk bilinci ile kalkmamız gerektiğini unutmamalıyız.

Tövbe edilmeyen günahların oluşturduğu gaflet perdelerinin kalınlığında boğulmaktan ve ümitsizlik çukurlarında debelenmekten kurtulmak için  Mevlana Hazretlerinin  şu îkazına kulak verelim:

“Çocuklar oyunu severler ama akşamları onları çeke çeke evlerine götürürler. Çocuk oynamak için soyunur, hırsız da ayakkabısını elbisesini çalar götürür. O sırada oyuna öyle dalmıştır ki külahı gömleği iyice unutmuştur. Ancak eve dönecek olduğunda durumu anlar ve eve dönmeye yüzü kalmaz. “Şüphesiz dünya hayatı bir oyundan ibarettir.” Biz de çocuklar gibi oyuna daldık ve külahı birine elbiseyi başkasına kaptırdık. Ecel akşamı yaklaşmada, gel artık oyunu terk et ve tövbe atına binip hırsıza yetiş. O acayip bir attır bir sıçrayışta göğe kadar erişir. Ama dikkat et de elbiseni çalan hırsız atını da çalmasın.”

Yakarış…

Ey kendi nefislerine zulmeden zâlimlerden intikam alan Müntakîm, sen aynı zamanda affetmeyi de seven Afüvv’sun; lutfedip beni de affet.

Allahümme inneke Afüvvün Kerîmün tuhibbu’l-afve fa’fü annî” Allahım! Sen çok affedicisin, affetmeyi seversin. Beni de affet! Amin.

Yeni Zoom Hesabı Açmak

Önceki içerik

8 Yorum

  1. Allah affetsin.

  2. ✿ Çok iyi geldi. Allah razı olsun

  3. Allah razı olsun.Gönüllere şifa dağıttınız.

  4. Affff🤲

  5. Allah razı olsun

  6. Mükemmel 👏👏🌹

  7. Hiç bir günah Allahın rahmetinden büyük değildir. İnşaAllah affedilen kullardan oluruz. Yüreğinize kaleminize sağlık çok güzel 🤲🏼🌺

  8. Kökten silen.. çok güzelmiş. Bizimkileri de siler inşaAllah Afüvv olan Allah

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv