Edebi-Tarihi

Acele

0

Acele, Arapça  “acila / acele etti” fiil kökünün isimleşmiş mastar halidir ve “telaş ve sabırsızlık ile, kendini ve başkalarını sıkıntıya soksa da, hızlı hareket etmeyi, durup beklememeyi” ifade eder. Kısacası “teennî” ne ise, “acele” onun zıttıdır. Daha önce teenni yazımızı da sizlerle paylaşmıştık, tıklayıp okuyabilirsiniz.

Çoğu kaynakta, acele ve çabuk kavramları eş anlamlı verilmektedir. Arapça acele kelimesinin, Farsça’daki karşılığı “çab-mak / koşmak” kelimesinden türeyen “çab-uk” kelimesidir denir. Halbuki çabuk, bir işe kalkışmadan önce kontrollerini yaptıktan sonra işin tamamlanacağı süreyi hızlandırmaya çabalamaktır. Kontrolsüzlük yoktur. O yüzden yazarların ya da borsa takipçilerine önerilerde bulunan brokerların ya da siyasetçilere tavsiyelerde bulunan köşe yazarlarının Acele eden değil çabuk olan kazanacak! diye başlıklar attıklarını görürsünüz.

Üzüm hasadı mesela… Hasattan birkaç gün önce hazırlıklar yapılır. Hasat en güzel el ile yapılacağından bağ makasları ve teçhizatı temizlenir, hazırlanır. Makineyle hasat yapılmaz, yapılırsa üzüm zarar, bağcı ziyan görür derler.

Üzüm hasadı sabah ve akşam serinliğinde, seher ve grup vakitleriyle yapılır. Güneş altında üzümler bekletilemez çünkü. Biyolojik yapıları bozulur. Üzüm, güneşin altındayken ya dalından koparılmamalı dalından beslenmeye devam etmelidir ya da toplandıysa serin bir mekâna taşınıp götürülmeli, uygun koşullarda saklanmalıdır. Yoksa üzümlerin hasadını bir günde bitireyim, akşamı beklemeyeyim derse bağcı, topladığı üzümlerin yarısından çoğunu kaybeder. Ondan sonra ne koruk suyu olur onlardan ne de pazara sürüp de satabilir. Acele ile kâr edeceğim derken zarar eden bağcı, üzümlerin dilini çözmüştür artık ama ne çare!

Allah’ın Boyası İle Boyanan Renkli Dağlar

Önceki içerik

Medine Hattatı Abdullah Zühdî Efendi

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv