Âb-ı Hayat

Hz. Âmine’nin Rüyası

2

“Ben atam İbrahim’in duası, kardeşim İsa’nın müjdesi ve annemin rüyasıyım. Annem rüyasında içinden çıkan bir aydınlığın Şam diyarı saraylarını aydınlattığını belirtmişti. Peygamber anneleri hep böyle rüyalar görürler.” (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 127, 128).

Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) dünyaya teşrifleri yaklaştıkça görülen alametlerden bazıları da Hz. Âmine’ye gösterilen bir takım haller ve rüyalardır.

Bu hallerden birini Hüseyin Vassaf, Mevlid şerhini yaptığı Gülzâr-ı Aşk isimli eserde Hz. Âmine’ye nispetle şöyle aktarır:

“Bir gece oturuyordum. Gayet güzel yüzlü bir adam odamdan içeri girdi. Sadrıma nazar edip, karnımdaki masuma işaretle “Es-Selamu aleyke ya Muhammed” diyerek selam verdi. Ben o zata: “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben insanlığın babası, Âdem Safiyullah’ım. Sana müjdeler olsun ki sen bütün beşeriyetin efendisi olan âlemlerin en hayırlısına hamilesin” dedi.

Hamileliğim ikinci aya geldiğinde, yine bir zat geldi ve sadrıma bakarak, “Selam sana ey en çok sevilen, selam yine sana ey en çok istenen!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Şit nebiyim, sana müjde olsun ki Nebiyy-i Cemîl ve Resûl-i Celîl’e hamilesin.” buyurdu.

Üçüncü ayda yine bir zat gelip sadrıma bakarak, “Selam sana ey örtünüp bürünen, selam sana ey bürünüp sarınan” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben İdris nebiyim ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki cümle yaratılmışların efendisi olan Nebiyy-i Zîşân’a hamile oldun.” buyurdu.

Dördüncü ayda yine yüz rengi esmer, bakışı sevimli ve latif bir zat geldi; sadrıma bakarak, “Selam sana ey yaratılanların en temizi!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Nuh nebiyim ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki övülmüş nebiye, Allah’ın yardım ederek fetihlere kavuşturduğu zat-ı muhtereme hamilesin.” buyurdu.

Beşinci ayda yine yüzü nurlu bir zat geldi ve sadrıma bakarak, “Selam sana ey Resullerin süsü!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Hud nebiyim ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki mucize ve kerem sahibi, hamd olunmuş nebiye hamilesin.” buyurdu.

Altıncı ay olduğunda, bir zât-ı muhterem gelip sadrıma bakarak, “Selam sana ey Allah’ın sevgilisi!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. Ben İbrahim Halilullah’ım ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki azamet ve güzel yüz sahibi, âhir zaman peygamberine hamilesin.” buyurdu.

Yedinci ay olduğunda, bir zât-ı muhterem gelip sadrıma bakarak “Selam sana ey Allah’ın seçkini, Selam sana Ey Allah’ın Nebisi!” dedi. Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Zebîhullah’ım (Allah’ın kurbanı) ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki fasih bir dile ve sahih bir nesebe sahip olan muhterem peygambere hamilesin.” buyurdu.

Sekizinci ay olduğunda uzun boylu bir zat gelip sadrıma bakarak “Selam sana ey Allah’ın Sevgilisi!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Musa Kelîmullah’ım ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki Rahman olan Allah’ın kelimeleri ile üzerine Kur’an indirilen muhterem zata hamilesin.” buyurdu.

Dokuzuncu ay olduğunda yünden bir elbise giymiş bir zat geldi ve sadrıma bakarak, “Selam sana ey Allah’ın Nebisi!” dedi. “Siz kimsiniz?” dedim. “Ben Meryem oğlu İsa’yım ya Âmine! Sana müjdeler olsun ki ahir zaman peygamberine hamile oldun. Doğumun yakındır, hazır ol” buyurdu.”

Burada, Hz. Âmine’ye gelen peygamberlerden bazılarının tasvirine, Efendimiz’i (s.a.s.) selam ve tazimlerine, Hz. Âmine’yi Efendimiz’in (s.a.s.) doğacağı güne hazırlayan güzel sözlerine dikkat edelim. Bütün peygamberler Efendimiz’in ümmeti olmak istemişler ve O’nu (s.a.s.) özlemişlerdir. Diğer Peygamber Efendilerimizin Hz. Âmine’ye Efendimiz’in teşriflerini manada haber verişleri ve onu kutlamaları da ayrıca dikkate alınacak başka bir husustur.

Hz. Âmine, Efendimiz’e (s.a.s.) hamileliği esnasında diğer hanımlarda olduğu gibi herhangi bir ağrı, sızı ya da ağırlık hissetmedi. Hamileliği boyunca karnından temiz, güzel bir kokunun geldiğini, gece olduğunda zikir ve tesbih sesi işittiğini, gözüne meleklerin göründüğünü söylediği rivayet edilmiştir. Ve devamla şöyle söylediği rivayet edilir; “Her bir melek bana “Ya Âmine! Sana müjdeler olsun yaratılmışların en hayırlısına hamilesin” derlerdi. Altı aylık hamileyken bir zat gelip bana “Ya Âmine! Sen Fahr-i Âlem’e hamilesin. Doğduğu zaman O’na “Muhammed” ismini ver. Ve bu hürmete layık olan evladının şanını ta’zim eyle.” dedi.”

Hz. Âmine’nin, Efendimiz’e hamile kaldığı yıl, Allah Teâlâ bütün insanlara bolluk ve bereket ihsan etmiştir. Bu bolluk ve bereket sebebiyle Araplar bu seneye, “Fetih Senesi” demişlerdir.

Sultânu’l-Enbiyâ, Hâteme’r-rusul, Resûlü’s-sakaleyn Hz. Muhammed Mustafa Efendimiz’in (s.a.s.) doğumunu kutladığımız bu özel ayda, Allah Teâlâ’nın rahmet ve rızasını talep ederek Sevgili Efendimiz’in (s.a.s.) mânâ feyzine sığınırız.

Literatür

Önceki içerik

Karaköy Yeraltı Camii

Sonraki içerik

2 Yorum

  1. Bu hadiseler; yani her ay birinin gelmesi bana pek inandirici gelmiyor. Kaynağı sahih midir acep. Illaki boyle olaganustuluklerle mi anmaliyiz peygamberimizi. Dogum oncesi mucizeleri icin de aynini düşünüyorum.

    1. Peygamberimizin (s.a.s.) doğumu ve doğumundan öncesine ait rivayet edilen mucizevi haller iman esaslarına dahil bir durum değildir. Peygamber Efendimiz’in (s.a.s.) diğer peygamberlere olan üstünlüğü Kur’an’da belirtilen bir husustur. Herkes tarafından kabul edilmese bile Peygamberimiz’e (s.a.s.) gösterilen önem ve hassasiyetin bir tezahürü olması açısından bu tarz rivayetler dikkate şayandır.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Arşiv