Sosyal

Yol Var, Gidersen

1

Bir önceki yazımızı “bu yolculuğa hazır mısınız?” sorusu ile bitirmiştik. İstedim ki tam da buradan devam edelim yolumuza çünkü en gizemli, en heyecanlı öyküler, romanlar ve filmler bir yolculukla başlar çoğu zaman.

Bir yere giderken yolculuğa hazırlanmak bile ziyadesiyle keyiflidir. Bizler de gerek sözlük anlamında gerek ise mecazi anlamda, farkında olarak ya da olmayarak birçok yolculuğa çıkmışızdır. İsterim ki bakalım o gittiğiniz yollara, neler gördünüz, neler yaşadınız, ne hissettiniz ve ne aldınız kendinize?

Ömrünüzde şimdiye kadar gittiğiniz her bir yolu uzun uzun, ince ince düşünmeden önce dünyaya gelmiş geçmiş en naif gönüllerden birine sahip, bilgeliği ile kendine hayran bırakan, memleketimizin en büyük miraslarından Aşık Veysel’in o çok meşhur türküsü çalındı kulağıma…

Uzun ince bir yoldayım,
Gidiyorum gündüz gece

Kafa gözüyle değil de gönül gözü ile bakarak yürümüştü o yolları üstad. Biriktirdikleri türkü olmuş, name olmuş, sazından dökülmüş de bizim sadırlarımıza nakşolmuş o yollar. 

Gittiğim yolları düşünüyorum da kimileri gül bahçesi idi; kalbimde en müstesna hisleri bırakan, düşününce yüzümde kocaman bir gülümseme oluşturan, midemde kelebekler uçuşturan cinsten. Birden dikenli, engebeli, taşlı olanları da düşüyor aklıma. İşte o zaman içim bir daralıyor, bu sefer yüzümde acı bir ekşime beliriveriyor aniden ve diyorum ki kendime “çok şükür geldi geçti” ve yol da yürüdü kendi yolunda ama bu sefer bana çok önemli farkındalıklar, öğretiler ve alınması gereken dersler bırakarak.

Yadigarı anlayacağınız bu çetrefelli yolların bana; aslında ne kadar kıymetliymiş, paha biçilemez bir elmas gibiymiş, beni “şimdiki ben” yapan o yolda yürürken, sendelemelerim, düşmelerim imiş.

Hayatta en iyi tecrübeler bize bu şekilde armağan ediliyor. İşte asıl yol ayrımı da burada kendini gösteriyor: Sen bu yolda karşına çıkanları bir hediye gibi kabul edip “bu bana ne öğretti?” diye soranlardan mısın yoksa “neden bu benim başıma geldi?” deyip, o mucizeleri bir kenara itip, hayatı kendine zindan edenlerden misin?

Yani demem o ki arayanlar hep bulamaz ama bulanlar hep arayanlardır sözünü de bu işin içine katarak bu yolları yürümenin, cesaret etmenin hayatımıza neler katabileceğini hayal edelim. Hayatın her anında “dem bu dem” deyip sevgiyle, şefkatle ve insan olmanın verdiği hata payını da hesaba katarak o güzel yollara sarılalım. 

Şimdi soruyorum size, hangi yol size neyi gösterdi?

Yorumlara bekliyorum cevaplarınızı!

Pestisitler II

Önceki içerik

Psikologlar ve Fil

Sonraki içerik

1 Yorum

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arşiv