Güncel

Zünnar

1

Sınavlar, başka meşgaleler derken yazı biraz gecikince editör arkadaşım uyarı verdi. “Yazısı gelmeyen yazarların -bu arada yazar denildi çok üzerime alınmasam da :)- acilen yazılarını göndermeleri rica olunur!”

Aslında gündem gayet dolu. Ama içinden neyi seçeceğim, hangi konuya bulaşmayacağım diye düşünürken odaklanmak hususunda çok sıkıntı çekiyorum. Odaklanamamanın en zor yanı da sadece yazmış olmak için yazmak veya hakkı gözetmeden bir şeyler karalamak. Yapmak istemediğim bir şey varsa işte tam da budur.

Allah’ın hakkı gözetilerek yapılan işlerin bir bereketi, nuru olur ve karşıdakilere etki eder. Bunun dışındaki her şey uzaya gönderilen, muhatabını bulmamış sesler gibi havada kalır.

Hani bizde hep denir ya “Hoca verir talkını, kendi yutar salkımı!” Salkımı yutmamak için de bir savaş vermek gerek.

Bunları düşünürken elimin altındaki Mesnevi‘yi açtım ve Hz. Ali’nin savaş esnasında yüzüne tüküren bir müşriki öldürmek istemeyişi ile alakalı şu bölüm karşıma çıktı:

“Emirü’l-Müminin, o gence dedi ki: “Ey pehlivan! Savaş esnasında
sen yüzüme tükürünce, nefsime ağır geldi, benim huyum da değişti.
Ettiğim gazanın yarısı Allah için, yarısı nefsimin isteği için, yani intikam almak için olacaktı. (Oysa) Hak için yapılan işte ortaklık münasip olmaz.
Sen Mevlâ’nın (kudret) elinin nakşısın. Hakk’ın (yarattığı)sın, benim mâmulüm değilsin. Hakk’ın (yarattığı) nakşını, yine Hakk’ın emriyle kır. Dostun camına, dostun taşını vur.” (Kafir ve) Mecûsî, yani müşrik bunu işitince, kalbinde hidayet nuru parladı da zünnârını kesti. (Yani eski inancını kestirip attı.) İmana geldi.”1

Hâşâ  Hz. Ali ile kendimizi karşılaştıracak değiliz elbette ama sosyal medyada çoğu zaman kavgalar, mantık okumuş kimselerden dahi fırlayan mantıksız sözler ve davranışlar gördüğümde cevap vermemek için kendimi epey zorluyorum.

Can çıkar huy çıkmaz;
Adam aldırmada geç git!, diyemem aldırırım.
Çiğnerim, çiğnenirim, hakkı tutar kaldırırım!

Dediği gibi Âkif’in yine konuşmak bizim hissemize düşüyor ama hiç olmazsa hakkı batıla karıştırmadan konuşmaya çalışmaktır çabamız.
Sürç-i lisan ettiysek affola!

1-Hüseyin Top, Mesnevi-i Mânevî Şerhi, Konya, Rûmi, 2012, Cilt-3, 3979-3984. beyitler

Yıldızname
Sayılmayız parmağ ile Tükenmeyiz kırmağ ile Taşramızdan sormağ ile Kimse bilmez ahvalimiz. Erenlerin çoktur yolu, Cümlesine dedik beli; Gören bizi sanır deli, Usludan yeğdir delimiz Tevhid eden deli olmaz Allah deyen mahrum kalmaz Her seher açılır solmaz Bahara erer gülümüz.

    Cânânı Aramak

    Önceki içerik

    Hz. Ali: İlim Şehrinin Kapısı

    Sonraki içerik

    1 Yorum

    1. Ellerinize zihninize kalbinize sağlık🌸

    Yorum Yaz

    E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

    Arşiv