Güncel

1950’ler ve Sonrasında Moda

0

Değerli okuyucularımız, bir önceki yazımızda ilk çağlardan 1950’lere kadar küçük bir moda turu gerçekleştirmiştik. Bu ayki yazımızda turumuza kaldığımız yerden devam ediyoruz. 1950’li yıllarda farklı moda akımları kendini göstermeye başlamıştır diyebiliriz. Bu yıllarda  Kore’de devam eden savaşın moda trendlerini fark edilir derecede etkilediği görülmektedir.

Giyim stilleri değişim göstermiş, kadın giyimde bol kesimler yerine daha dar, bel ve vücut kıvrımlarının  ön planda olduğu, kalem eteklerin ve tüllü şapkaların ve clutch çantaların ve eldivenlerin olduğu bir giyim tarzı benimsenmiştir. Elbise kesimleri bele tam oturan, belden aşağı kabarık ve bol gelecek şekilde tasarlanırken erkeklerde ceket ve mantolar dönemin trendi olmuş; erkek yaka kesimli, tek taraflı kapama şeklinde tasarlanan bu ceket ve mantolar şal, birit ve düğmelerle tamamlanmış ve süslenmiş, fötr şapka modeli de bu yıllarda çokça kullanılmıştır.
1960’lı yıllar ve sonrasında gelişen teknolojiyle birlikte hazır giyim sektörü de gün geçtikçe büyümeye ve gelişmeye başlamış, kumaşlar ve aksesuarlar çeşitlenmiş; yenilikçi tasarımlar ortaya çıkmaya başlamıştır. Bu yıllarda barış ve özgürlük isteyen gençlik sesini duyurmaya çalışıyor olduğundan, genç kesimin bakış açısı ve modadan beklentisi de büyük oranda modaya yön vermiştir. Bu genç kesim sayesinde ekonomik ürünler de yavaş yavaş piyasaya girmeye başlamış ve günümüzde çokça kullanılan “hazır giyim” kavramı ve sektörü de bu sayede ortaya çıkmıştır. Bu zamana kadar zengin ve seçkin kesimin tercihlerinin belirlediği moda olgusu bu dönemde halka  inerek “hippie look” denen bir akıma yol açmış ve bu akımla birlikte İspanyol paça pantolonlar, platform ayakkabılar, gösterişli çizmeler, A kesim etekler, jean pantolonlar, saçlarda bandanalar, geniş kesim ceketler ve etnik desenler dönemin trendleri arasında yerini almıştır.

70’li yıllara baktığımızda; bu dönemlerin birçok çatışma, terör ve (petrol krizi başta olmak üzere) birçok krize tanıklık etmiş olduğunu, bu sebeplerle yaşanan ekonomik sıkıntıların da bu yıllara damga vurduğunu görebiliyoruz. Toplumsal hayatı etkileyen bütün bu olumsuzluklar modayı da etkilemiş, dönem modasında ajan ve askeri temalı kombinler yer almaya başlamış; renkli kazaklar, bol paça kısa ve uzun pantolonlar, kravatlar, şapkalar, geniş kol ağızları, geniş ve sivri yakalar gibi birçok şey olduğundan daha büyük kullanılarak adeta tepkinin simgesi haline gelmiştir. Dönem trendleri daha çok yaşamın renklerini yansıtan kombinlere yer vermiştir.

1980’lerdeki modayı hatırlayanlarımız çoktur. Bu dönemin giyim tarzı benzersiz özellikleri ve kalıcı etkisiyle hepimizin hafızalarına adeta kazınmıştır. Bu yıllar, estetik algıların zayıfladığı, renk uyumunun dahi neredeyse hiç önemsenmediği, modellerde zevksizliğin zirveye çıktığı yıllar olmuştur.


Yeni stiller oluşmasında, “Haute Couture” önemini yitirmiş; “pret a porter” belirleyici bir rol oynamıştır. Kazaklar ve gömlekler pantolon içine sokularak kullanılmış; renklerde, modellerde, saçlarda her şeyin abartılısı tercih edilmiştir. Geniş omuzlu ve vatkalı kıyafetler, bol ve rahat t-shirt ve gömlekler, rengarenk tozluklar, büyük kolyeler ve uzun sarkık küpeler, renkli saç bantları ve tozluklar, değişik model şapkalar dönemin önemli ve vazgeçilmez moda parçalarından olmuştur.

90’lı yıllara gelindiğinde, o dönemdeki Körfez savaşlarının Orta Doğu ve Batı’daki etkisiyle, modanın da tekrar şekillendiğini görüyoruz. Giyimde sadelik ve rahat trendler fark edilir şekilde öne çıkmıştır. Bu yıllar her anlamda karma ruha sahip bir dönemdi ve bu durum saçlardan kıyafetlere ve hatta aksesuarlara kadar yansıyordu. Yüksek belli ve bol pantolonlar, salopet elbiseler, çiçek desenli kumaşlar, bahçıvan tulumlar, postallar, askeri botlar dönemin trend parçalarıydı. Bu dönemde rahatlık ve kullanılabilirliği sağlayan modaya ilgi gösterilmiş, 90’lı yıllar modaya bir genişlik getirmiştir.

2000’li yıllar hayatın çok hızlı yaşanmaya başladığı bir dönemdi. Moda endüstrisi bu yıllarda, dünyanın dört bir yanında yaşanan krizlerle ciddi bir sarsıntı yaşamış, tek tip giyim tarzı yerine farklı tarzlarda giyim ve bireysel stiller ön plana çıkmıştır. Herkesten farklı bir tarz benimsemek isteyenler mağazalardan aynı şeyleri satın almak yerine, daha önceki yıllardan parçaları kıyafet kombinlerine eklemiş ve böylece ‘Vintage Modası’ ortaya çıkmıştır. 1940’lardan 80’lere kadar gelip günümüzü etkisi altına alan vintage kıyafetler, ünlü modacıların da ilham kaynağı olmuş, 2000’li yılların başında popüler olan hip hop şarkılar da dönemin modasına yön veren önemli bir etken olmuştur. Salaş ve bol pantolonlar, eşofmanlar, kapüşonlu sweatshirtler, sneakerlar, bol jean ceketler, büyük zincirler ve bandanalarda bu yeni trende dahil olmuştur.

Paris, Milano, New York gibi modanın kalbi olarak bilinen şehirler modada söz sahibi olan ve modaya yön veren başlıca şehirlerdir. Bunlar kimi zaman dünyayı etkisine alan sosyal ve ekonomik olaylardan, kimi zaman mesleklerden, kimi zaman da sanat ve müziklerden ilham alarak trendleri belirlerler. Bu sebeple yıllara göre moda akımlarını incelediğimizde; modanın toplumların geçmişleri, sosyo-ekonomik gelişmeleri, çevre, savaş, sanat, müzik, meslek ve toplumsal yaşantıları hakkında da bizi bilgilendirdiğini görürüz. Bizler moda trendlerini takip edip birebir uygulayarak modaya uymuş oluruz, fakat modadan ilham alarak bunu kendi stilimizle harmanlarsak, farklı bir tarz ortaya çıkartmış ve modayı kendimize uydurmuş oluruz.

Kayseri’nin İncisi Talas 2

Önceki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arşiv