Kültürel

Beytullah’ın Huzurunda

0

Affet isyanım benim halim yaman Allah’ım
Ref’et nisyanım benim meded aman Allah’ım

Defterim dolu siyah amelim tekmil günah
Sensin kuluna penah meded aman Allah’ım.

Beytullah’ın eteğine oturmuşuz can u gönülden Allah’a yalvarıyoruz. Açtık ellerimizi Rabbimiz’e gözyaşları içinde niyaz ediyoruz. Merhametlilerin en merhametlisi vermeyi istemeseydi isteyebilir miydik hiç? Gözyaşları birbiri ardına inci taneleri gibi dökülüyor. Ümidimizi taze tutarak samimiyetle sadece Allah için tövbe etmişiz. Boynumuz bükük, acizliğimiz ve muhtaçlığımızla Yaratanın huzurunda sekînetle tüm azalarımız susmuş niyaz ediyor. Vakit epey ilerlemiş, okunan ezan-ı Muhammedî ile fark ediyoruz. Oysaki zaman mefhumu durmuştu burada.

Namaz için saflara doğru yol alıyoruz. Bir tesbihin taneleri gibi muntazam bir şekilde hizaya giriyor, saf oluyoruz. Her tövbede saflaşarak saf oluşumuzu görüyor gökkubbe, Beytullah’ın huzurunda.

Namazlar tamam oluyor, sükûnet bize yoldaş olmuş; o sırada başımızı kaldırdığımızda Kabe’nin muazzam hat yazılarıyla göz göze geliyoruz. İnsanın içini titreten kara örtü renksizliğin, yokluğun simgesi; gelin gibi sarı yaldızlarla süslenmiş. Neler yazılmıştı acaba? Bakıyoruz. Sure-i Bakara, Tevbe, Fetih, Rahman, Kevser, İhlas, Hicr, İsra, Mü’min, Zümer, Nur, Hac ve Âl-i İmrân gibi surelerin ayet-i kerimelerinin yer aldığı yazı cennetiydi adeta kara gözlü ışıl ışıl parlayan mukaddes örtü. Tövbeye çağıran, ümidi aşılayan ayetlerle beraber Allah Teâlâ’nın esmaü’l-hüsnası da sanki kucak açmış Ümmeti Muhammedi sarıp sarmalıyor. Kelime-i tevhidle birlikte eyliyor; Lâ İlâhe İllallah el-melikü’l-hakku’l-mübîn, muhammedü’r-resûlullah sa’diku’l-va’di’l-emîn, yazısını Kâbe kapısından okuyarak adeta içeri giriyoruz.
Zengini fakiri, velisi günahkarı, hocası ümmisi yok oluyor; aynı safta omuz omuza bir oluyoruz.

Her sene hacıların Arafat’ta olduğu vakitlerde Mekke’de de ayrı bir heyecan yaşanıyor. Yeni örtüsü giydirilen Kâbe-i Muazzama Arafat’tan dönen hacılarını adeta bayramlıklarını giymiş bir neş’eyle karşılıyor. Hacılar ise o vuslat heyecanının tarif edilemez duygusunu yaşıyor.

Kâbe’ye ilk örtüsünün örtünmesi Hz. İsmail ile başlamıştı. Sonraki dönemlerde isimler farklı olsa da aynı gönüllerle devam etmişti. Netice de Allah’ın eviydi, en nadide ve en güzeli o olmalıydı.

Kâbe örtüsünün yenilenmesi tarih boyunca birçok devlet tarafından yapılmış ve mukaddes bir hizmet olarak önem arz etmiştir. Bu mukaddes örtü Yemen’den, Irak’tan, Horasan’dan, İstanbul’dan ve Mısır’dan “mahmel” adı verilen kervanlarla Mekke’ye taşınırmış. Bu kervanların karşılanmasıyla Mekke’ye girerkenki hali büyük bir şölen havasında olurmuş. Şimdilerde Kâbe örtüsünün Mekke’deki özel olarak hazırlanmış atölyede dokuma yolculuğu devam etmektedir.

Güzellikler, halis niyetlileri birleştirirmiş; gelin biz de aşağıdaki hüsn-i hat yazısında yine yeniden bir olalım, ümitle dolalım.

Çırçırlı Ali Efendi’nin h.1306 tarihli sülüs hattıyla yazmış olduğu levhaya bakıyoruz. Süleyman Nahifi’ye ait dizeler şöyle söyler:

Kime kim Kâbe nasîb olsa Hüdâ rahmet eder
Her kişi sevdiğini hânesine davet eder.

Allahım! davetine icabet ettim, misafirin oldum. Misafirin duası makbuldür tez kabul olur, biliriz. Misafir bereketiyle gelirmiş. Kapına geldim Rabbim. Seven sevdiğine sevdiğini söylesin buyurur Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.s.). Kişi sevdiğine hanesini açarmış, açtın yollarını rahmet eyledin, merhametinle hanende misafir eyledin.

Ver Ya Rabbi, rızanı! Göster Ya Rabbi, cemalini! Affeyle Ya Rabbi hepimizi. Habibinle (s.a.s.) bizleri iki cihanda bir eyle. Cömertlik senin şanındandır, biliriz. Kerîmlerle iş yapmak kolaydır, Kerîm olan söz verirse tutar. Gönül hanemizi pür nur eyle, teveccüh buyur niyazıyla gözyaşları içinde Rabbine gönül hanesini açmış yalvarırken hacılar bir ses yükselir içinde:

“Lebbeyk Allahümme lebbeyk. Lebbeyke lâ şerîke leke lebbeyk. İnne’l-hamde ve’n-ni’mete leke ve’l-mülk. Lâ şerîke lek.”

Rabbim! Davetine sözüm ve özümle tekrar tekrar icâbet ettim, emrine boyun eğdim. Rabbim! Senin davetine icâbet boynumun borcudur. Senin eşin ve ortağın yoktur. Rabbim! Bütün varlığımla sana yöneldim, hamd senin, nimet senin, mülk senindir. Senin eşin ve ortağın yoktur.

Nüfus Artışı ve Çevresel Felaketler

Önceki içerik

Süleymaniye Külliyesi

Sonraki içerik

Yorumlar

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

En Son Eklenenler

En Son Eklenenler

Arşiv