Güncel

Gıda İsrafını Nasıl Engelleyebiliriz?

1

Son aylarda Gıda Dedektifi ve Denetle sosyal medya hesapları üzerinden değerli takipçilerimizin gönderdiği çarpıcı fotoğraflarda israf gerçeğiyle yüzleşiyoruz. Özellikle zincir marketlerde son tüketim tarihi geçmiş temel gıda maddelerinin nasıl çöpe atılarak israf edildiğine birebir tanık oluyoruz. Sütler, peynirler, yoğurtlar, ekmekler, meyve ve sebzeler derken bir ailenin sofrasına gelse yüzleri güldürecek, içinden geçtiğimiz ekonomik süreçte ocakları tüttürecek temel gıda maddelerinin kontrolsüz şekilde çöpe atılması yüreklerimizi sızlatıyor. Bu konuda defalarca yaptığımız yayınlar sonrasında on binlerce insandan tepkilerle ciddi bir kamuoyu oluşsa da maalesef israfı engelleme adına şu ana kadar bir kamusal düzenleme yapılmadı.

Fotoğraflarla tek tek tespit edilen aslında israfın perakende marketlerde görünen boyutu… Market raflarında başta ekonomik olmak üzere çeşitli sebeplerden dolayı satılmadığı için israf edilen bu gıda maddelerinin yanında bir de satın alındıktan sonra tüketici tarafından yapılan israf var. Ülkemizde ve dünyada engellenmesi gereken bu türden israf genellikle alım gücü olanlar tarafından yapılıyor ve tüketmek üzere alınan ürünlerin tüketilmeden çöpe gitmesine sebebiyet verilmesiyle ortaya çıkıyor. Yani eve alınan fazla ekmekler, tüketilmesi mümkün olmayan fakat tabağa doldurulan yemekler, tüketilmeyeceği bile bile alınan içecekler gibi tamamen davranışsal hatalarla veya “açık büfe” gibi tartışmalı oluşumlarla ortaya çıkıyor. Bunları engellemek ancak bireysel farkındalıkla ve alım gücü olan bu kişilerin kendini “kısıtlaması” ile olabiliyor. Madalyonun diğer yüzünde ise, alım gücü kısıtlı olan ya da alım gücü olmayan kişilerin hiç ulaşamadığı temel gıda maddelerinin “önlenebilir” israfından bahsediyoruz.

İşte tam da bu noktada aylardır vurguladığımız bile isteye yapılan israfın bir an önce engellenmesi adına kontrollü bir denetim mekanizmasının işletilmesi çağrısı yapıyoruz. Öyle ki, market raflarında son tüketim tarihine kadar yüksek fiyatlardan satılan temel gıda maddelerinin tüketici tarafından alınmaması ya da alınamaması sonrasında çöpe atılması sürecinin basit önlemlerle engellenebilir olduğunu söylememiz lazım. Yani bir yanda “parasını verdim, ister yer ister çöpe dökerim” vurdumduymazlığı varken, diğer yanda “istediğim fiyata satarım, satılmazsa çöpe atarım” serbestliği israfın boyutlarını arttırıyor. Burada olan birçok zorlukla emek harcayarak üretim yapan üreticiye, üretim ve lojistik maliyetlerini göze alarak ticaret yapan firmalara ve en nihayetinde alım gücü kısıtlı olan tüketiciye oluyor. Bu durumda da kişisel seçimlerle ya da gündelik satış politikalarıyla yapılan israf eninde sonunda ülke ekonomisinde doğrudan ya da dolaylı yollarla olumsuz etkiler bırakıyor.

Peki bunu nasıl engelleyebiliriz?

İsrafı engellemek için Amerika’yı yeniden keşfetmemize gerek olmasa da, biraz yüzümüzü farklı ülkelere çevirip “Onlar israf ile nasıl mücadele ediyor?” demek gerekiyor. Avrupa ülkelerinde birkaç farklı zincir markete bakıldığında çok basit önlemlerle israfa karşı mücadele ettiklerini görüyoruz. Bu mücadele de tabii ki denetim ve çok ciddi bir takip sistemiyle mümkün olabiliyor. Market raflarında son tüketim tarihi yaklaşan temel gıda ürünleri tek tek tespit edilerek ciddi indirimler uygulanıyor. Örneğin; son tüketim tarihine iki gün kalan bir brokoliye önce %30 indirim uygulanırken, son tüketim tarihinde hâlâ satılmadıysa indirim oranı %75’e kadar çıkabiliyor. Hal böyle olunca da, 1 Euro/Sterlin tutabilecek bir ürünü siz 25 cent/penny vererek alabiliyorsunuz. Bu basit fakat takip gerektiren yöntemle market raflarında son tüketim tarihi yaklaşan ya da gelen ürünlerin satışı hızlandırılırken, israf en aza indiriliyor.

İşte bu bahsettiğimiz basit yöntemle zincir marketlerde son tüketim tarihi yaklaşan ya da gelmiş olan ürünlerin tespitini sağlayarak israfı biz de çok önemli bir boyutta engelleyebiliriz. Fakat bu tespitin sağlanması organize bir çaba ve emek gerektiriyor. Bu temel gıda maddelerinin üretiminde ve raflara gelene kadar geçen süreçte harcanan emek ve tüketiciye ulaştırmaya yönelik çaba, onların çöpe gitmesine engel olmaya yetecektir. Bir diğer açıdan bakıldığında; belki bir ürünü almaya maddi gücü yetmeyecek kişinin, rafta son tüketim tarihi geldiği için uygulanan indirim sayesinde ürünü alarak evine “eli dolu” gitmesi, gerek maddi gerekse manevi kalkınmamıza katkı sağlayacaktır. Çöplere atılarak israf edilmek yerine bu gıdaların sofraları doldurarak oluşturacağı mutluluk ve huzur ciddi toplumsal kazanımlar da elde etmemizi sağlayacaktır. Bu çerçevede gerek firmaların gerekse yetkili otoritelerin bir an önce son tüketim tarihi yaklaşan ürünlerin fiyatlarının düşürülmesi çalışmasını uygulamaya geçirmesi gerektiğine inanıyor ve bu yönde çağrımızı yineliyoruz.
#NeYediğiniziBilin #gıdaisrafı #sıfıratık

 

Aziz Olunur mu?

Sonraki içerik

1 Yorum

  1. İhtiyacımız olan şey tam da bu aslına. İsraf etmeyi bıraktığımızda milletçe kazanacağız inşallah. Kendi adıma teşekkür ederim bu güzel yazı için.

Yorum Yaz

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.

Arşiv